ARCHISECTIONS ”CREATIVE AND INSPIRING CITIES” NATIONAL CONCEPT CONTEST

ARCHISECTIONS ”YARATICI VE İLHAM VEREN KENTLER ULUSAL FİKİR YARIŞMASI”

Sedeko Mimarlık Sahibi Archisections başkanı Y.Mimar Sevinç Ormancı yürütücülüğünde,  ”Yaratıcı ve ilham veren Kentler” öğrenci kategorisinde organize edilen  ulusal fikir  yarışmasının jürisinde yer alan değerli  akademisyenler,  mimarların oluşturduğu seçici kurulun seçeceği projelere ödüller İznik Belediye başkanı Sayın Kağan Mehmet Usta tarafından verilecektir.  Yarışma ödüller,sergiler  şartname ve detaylar için>>>   Archisections Yaratıcı ve İlham Veren Kentler Yarışma Şartnamesi_

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘GREEN’ RISING COLOR IN 2017

rx_jeanine-hays-new-living-room-color-palettes-13-thom-filicia

2017 YILINDA TASARIMDA YÜKSELEN RENK ‘YEŞİL’

Yeni yılı karşıladığımız  bu günlerde 2017 yılının bize getireceği yaşamımızdaki değişime hazır mıyız? Enerjimizi yeni yılın yoğun ortamlarına girmeden önce yükseltmeye ne dersiniz? Sadece bedenimizde değil mekanımızın enerjini yükselterek! Nasıl mı? Tabii ki doğanın, gücünden ilham alarak! Bedenimizde yaptığımız detox gibi. Mekanımız da da detox yapıp doğanın taze nefesini mekanımızdan içeri alarak! Aynı zamanda hem modada, hem tasarımda 2017 yılı görmeye devam edeceğimiz doğadan ilham alan 2017 nin yükselen trendi pantone den seçilmiş yeşil renkle!

Pantone Renk Enstitüsü  bu yıl için öne çıkacak olan rengi açıkladı. 2017 birçok taze ve canlandırıcı yıl olacak. “Küresel renk otoritesi” olarak bilinen Pantone 2017 yılında rengin yeşil   olduğunu duyurdu. Pantone 15-0343 olarak da adlandırılan bu canlı yeşil rengin modanın dünyasına, güzelliklerine ve iç mekan tasarım trendlerine egemen olması bekleniyor.

 

pantone-color-of-the-year-greenery-2017-1

 

Leatrice Eiseman, Pantone Renk Enstitüsü direktörün yorumuna göre bu seçimin “stresli ve gergin bir dünyaya” cevaben yapıldığını açıkladı, bu yüzden yeşillikler güzel temennilerin olduğu umut a vesile olacak ve doğayla derin bir bağlantı kurulmasını teşvik edecektir.
Doğadaki birçok yeşil renge göre seçilen renk daha parlak yeşil olmasına rağmen, tasarımın her alanında uygulanarak derin nefes alıp oksijenlenmeye ve canlanmaya, gençleşmeye çağrı olacaktır. Aynı zamanda narin sarı-yeşil, taze yaprakları ve çeşitli yeşil tonları anımsatır ve belli tonlarda çim ve ağaçların mekanlarınız da uyanmasına vesile olur.
Yeşil rengin doğadaki yeri düşünüldüğü zaman nötr bir renk olduğu düşünülür, bu nedenle yeşil renkle birlikde başka renk kombinasyonlarına izin vermek de zor olmayacaktır. Mekanlarımız da sadece yeşilin hakimiyetini sağlayabileceğimiz gibi doğanın başka tonlarını da beraber kullanarak mekanlarımız da canlılığı sağlayabiliriz.
color-of-the-year-2017-by-pantone-is-greenery-living-room-luxury-homes-768x960

 

color-of-the-year-2017-by-pantone-is-greenery-living-room-768x511

 

Her rengin kendine has güzelliği, enerjisi tartışılmaz. Biz tasarımcılar için doğadan örnek aldığımız renklerin hepsi her daim tasarımlarımıza ilham kaynağı olmuştur. Doğanın gücünü simgeleyen bu yıl bu seçimle moda da, içmimari tasarımda vs ‘Yeşil’renk  her yerde!

 

color-of-the-year-2017-by-pantone-is-greenery-dining-room-768x491

 

color-of-the-year-2017-by-pantone-is-greenery-kelly-wearstler-green-kitchen-730x1024

 

greenery-decoration-color-of-the-year-2017-rita-stool-interior-design-peacock-luxury-768x553

Bu seçimle, gördüğümüz gerçek kent yaşamı her ne kadar sevilse de, insanın yeşile ve doğaya olan her daim ihtiyacı yadsınamaz. Kentte yaşayan pek çok insan da, açık havaya ve doğaya özlem duyuyor ancak sadece hafta sonları doğaya özlemi gidermek için yeterli olamayabiliyor. Tasarımcıların bu özlemden yola çıkarak kent dede yaşamış olsanız doğanın yeşilinden iham alarak yapmış olduğu tasarımlara göz atmak isteyenler seçimlerimiz sizler için.

greenery-decoration-color-of-the-year-2017-bedroom-ideas-1-768x479

 

greenery-decoration-color-of-the-year-2017-pantone-table-lamp-green-gem-1

 

interior-design-color-trends-2017-pantone-greenery-decoration-pantone-lifestyle-761x1024

 

Enerjinizi yükselteceğinizi umduğumuz sizler için seçtiğimiz yeşilin hakim olduğu şık mekanlara göz atmanızı öneririz.

İster yazlık alanlar olsun, ister kışlık alanlar olsun yeşil ve mavi tonları bu yıl mekanların olmazsa olmazları! Perdelerde, döşemeliklerde, duvar kağıtlar ın da mekanlarınızda nerede detox yapacaksanız o alana doğadan ilham alarak, yeşil renkle taze nefes verebilirsiniz. Tabii ki bu şekilde hem yaşadığınız alanların hem de yaşamınızın enerjisini yükseltip, çevrenizde var olan stresi, gerginliği azaltabilirsiniz.

 

Barışın, sevginin yeşerdiği güzel mutlu bir yıl dileğiyle…

MOBIL MUSEUM FOR THE DISABLED – INTERNATIONAL IDEA COMPETITION OPEN TO YOUNG ARCHITECTS

turuncu_program_k_opt

Amacı Ve Kapsamı

Endüstri devriminden günümüze kadar uzanan tarihsel süreçte “hız” kavramı mekânın ve zamanın algılanışını derinden etkilemiş ve küreselleşmenin ana unsurlarından biri olmuştur. Seri üretim ile hızla üretilen mekânlar yerkürenin birçok köşesinde standartlaşarak hızla yayılırken mimarlığın bağlamsal özgünlükleri hızla çözülmeye uğramıştır. Dünyanın her yerine hızla ulaşabilen insan ve hızla nakledilebilen malzeme, teknoloji, tasarım yöntemleri ve ekonomik öncelikler ile birlikte mimarinin tasarım ve inşa süreçlerinin de hızla yürütülmesi bir mecburiyet halini almıştır. Hızın ve beraberinde niceliksel hedeflerin amaca dönüştüğü bu ortamda mimarlık ciddi içerik, anlam ve nitelik sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Ürünün hızla elde edilmesine yönelik kaygılar süreci ve ürünün kendisini ne hale getirmektedir? Hızla üretmeye odaklanmış bir çağda yavaşlamak, tasarım ve üretim sürecinin belli noktalarında duraklamak ve hızın mimari boyutları hakkında yeni düşünceler ve alternatif stratejiler geliştirmek mümkün olabilir mi? Bu sorulara cevap aranırken hız – mimarlık ilişkisi konusunda eleştirel fikirlerin üretilmesi amaçlanmaktadır. Hızlı – yavaş, nicelik – nitelik, süreç – ürün gibi kavramsal ikiliklerin yorumlanması hedeflenmektedir.  Buluşma ile birlikte gerçekleşecek yarışmada katılımcı tarafından seçilen bir bağlamda “engelliler için gezici müze” konusunda fikir projelerinin geliştirilmesi beklenmektedir. Engelliler günümüzde toplumların önemli bir kısmını oluşturmalarına rağmen sosyal ve kültürel yaşama katılım konusunda ciddi sorunlar ile karşılaşan bir kitledir. Engellilerin günlük yaşama katılarak sosyalleşmelerinin sağlanacağı mekânsal düzenlemelerin ve standartların oluşturulması mimari tasarımın toplumsal sorumluluklarından biridir. Bu yarışmada söz konusu sorumluluğun engellilere yönelik olarak tasarlanacak ve farklı bağlamlarda tekrar kurulabilecek “gezici müze” üzerinden tartışılması hedeflenmektedir. Endüstri devriminden günümüze kadar uzanan tarihsel süreçte “hız” kavramı mekânın ve zamanın algılanışını derinden etkilemiş ve küreselleşmenin ana unsurlarından biri olmuştur. Seri üretim ile hızla üretilen mekânlar yerkürenin birçok köşesinde standartlaşarak hızla yayılırken mimarlığın bağlamsal özgünlükleri hızla çözülmeye uğramıştır. Dünyanın her yerine hızla ulaşabilen insan ve hızla nakledilebilen malzeme, teknoloji, tasarım yöntemleri ve ekonomik öncelikler ile birlikte mimarinin tasarım ve inşa süreçlerinin de hızla yürütülmesi bir mecburiyet halini almıştır. Hızın ve beraberinde niceliksel hedeflerin amaca dönüştüğü bu ortamda mimarlık ciddi içerik, anlam ve nitelik sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Ürünün hızla elde edilmesine yönelik kaygılar süreci ve ürünün kendisini ne hale getirmektedir? Hızla üretmeye odaklanmış bir çağda yavaşlamak, tasarım ve üretim sürecinin belli noktalarında duraklamak ve hızın mimari boyutları hakkında yeni düşünceler ve alternatif stratejiler geliştirmek mümkün olabilir mi? Bu sorulara cevap aranırken hız – mimarlık ilişkisi konusunda eleştirel fikirlerin üretilmesi amaçlanmaktadır. Hızlı – yavaş, nicelik – nitelik, süreç – ürün gibi kavramsal ikiliklerin yorumlanması hedeflenmektedir.  Buluşma ile birlikte gerçekleşecek yarışmada katılımcı tarafından seçilen bir bağlamda “engelliler için gezici müze” konusunda fikir projelerinin geliştirilmesi beklenmektedir. Engelliler günümüzde toplumların önemli bir kısmını oluşturmalarına rağmen sosyal ve kültürel yaşama katılım konusunda ciddi sorunlar ile karşılaşan bir kitledir. Engellilerin günlük yaşama katılarak sosyalleşmelerinin sağlanacağı mekânsal düzenlemelerin ve standartların oluşturulması mimari tasarımın toplumsal sorumluluklarından biridir. Bu yarışmada söz konusu sorumluluğun engellilere yönelik olarak tasarlanacak ve farklı bağlamlarda tekrar kurulabilecek “gezici müze” üzerinden tartışılması hedeflenmektedir.

Bilgi İçin

MİMARLAR ODASI ANTALYA ŞUBESİ
Meltem Mahallesi 3808 Sokak No: 16
07500 ANTALYA TÜRKİYE
Tél : 090 242 237 86 92–93-94
Tél : 0090 533 766 99 57
Fax : 00 90 242 237 58 20

The Antalya branch of the Chamber of Architects of Turkey has launched the eleventh edition of the international ideas competition open to young architects throughout the world.

This initiative, organized each year since 2010 in coordination with the Forum of Young Architects, has received the support of the UIA.

The theme chosen this year is “Mobile Museum for the Disabled.” The participants are invited to develop designs for “a mobile museum for the disabled” which would help these members of the society to participate fully in social, cultural and everyday life. Participants are asked to reflect deeply on the implications of “speed,” a fundamental consequence of globalisation, and on the way we perceive space and time.

The competition is open to architects born after 1976 who are registered with the professional organization of their respective countries.

The jury will award three prizes. The First Prize will be 2 500 Euros, the Second Prize will be 1 500 Euros and the Third 1 000 Euros. A special prize of 1 500 Euros will be awarded by the participants.

The submission deadline for projects is 5 September 2016.
The working language of the competition is English. There is no registration fee.

information

MİMARLAR ODASI ANTALYA ŞUBESİ
Meltem Mahallesi 3808 Sokak No: 16
07500 ANTALYA TÜRKİYE
Tél : 090 242 237 86 92–93-94
Tél : 0090 533 766 99 57
Fax : 00 90 242 237 58 20

INSPIRELI AWARDS 2016: TOP WORLD TALENT COMPETITION OF YOUNG ARCHITECTS AND DESIGNERS

GENÇ MİMAR VE TASARIMCILARIN 2016 INSPİRELİ ÖDÜLLERİ

Flyer_Inspireli-Awards-2016_EN_Online

Inspireli ödülleri,  uluslararası platformda yeteneklerin ortaya çıkmasına yardım etmek amacıyla tasarlanmıştır. 2015 ödül töreni 25 ülke ve 45 üniversiteden 250 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir.

UIA Inspireli Ödülleri’nde, dünya çapında 35 yaşın altındaki mimarları ve mimarlık öğrencileri gelişmekte olan yenilikçi bir uluslararası ödül altıncı baskısını onayladı. Ödülller  ayrıca BAE’nin Slovak Üye Kesimi, Slovak Mimarlar Derneği destek aldı. Finalistler kamu uzmanlar yanı sıra Inspireli sosyal ağ kullanıcıları tarafından seçildi. Finalde fotoğrafları en fazla oy alan 50 katılımcı seçildi.

Bunlara ek olarak halk, ek ödül kazananlar  için oy kullanabilecek. Organizasyonu düzenleyen ekip, halkın katılımı ve tasarım ilgi ruhu içinde, bu oylamaya katılmaya davet ediyor. Inspireli Ödüller 2016 töreni Prag, Çek Cumhuriyeti’nde şubat 2017 tarihinde gerçekleşecek.

Ödül zaman çizelgesi

2016/05/01 – Kayıt açılışı

2016/07/01 – Halk oylamasında başlangıç – bireysel yarışmacılar için oy kullanabilirsiniz

2016/11/30 – Oylama sonu ve finalist seçimi

2016/01/12 – Finalist duyuru

2016/12/20 – Final oylama sonu

2016/12/21 – Kazananların duyurusu

UIA Deniz İncedayı, Bll’nin Bölge II Başkan Yardımcısı ödülleri jüri temsil edilecek.

 

The Awards are designed to help emerging talents launch their careers on an international platform. The 2015 edition attracted 250 participants from 25 countries and 45 universities.

The UIA has endorsed the sixth edition of the Inspireli Awards, an innovative international award for emerging architects and students of architecture worldwide under the age of 35. The Prize has also received the support of the UIA’s Slovak Member Section, the Slovak Architects’ Society.

The finalists will be selected by public experts as well as Inspireli social network users. The 50 contestants whose photos receive the most votes advance to the finals.

An international jury of six renowned architects will attribute a First Prize, a Second Prize, a Third Prize. The First Prize winner will receive a “Wings to the Future” vase designed by Bořek Šípek for the Inspireli Awards.

The public will be allowed to vote for an additional prize-winner. In a spirit of public participation and interest in design, you are invited to participate in this voting.

The Inspireli Awards 2016 ceremony will take place in February 2017 in Prague, Czech Republic.

prize time schedule
1.5.2016 – Registration opens
1.7.2016 – start of public voting – you can vote for individual contestants
30.11.2016 – end of voting and selection of finalists
1.12.2016 – announcement of the finalists
20.12.2016 – end of voting in the final
21.12.2016 – announcement of the winners

The UIA will be represented on the awards jury by Deniz Incedayi, Vice President of the UIA’s Region II.

UIA AND CICA SIGN AN AGREEMENT TO FURTHER THEIR RELATIONSHIP

UIA VE CICA İLİŞKİLERİNİ İLERLETMEK İÇİN ARALARINDA ANTLAŞMA İMZALADILAR.

P1000513

Londra’da 9 Mayıs’da, Mimari Eleştirmenler-CICA UIA Uluslararası Komitesi, Esa Mohamed ve Joseph Rykwert başkanlığında  Mexico City 13. inci UIA Kongresi sırasında 1978 yılında başlatılan uzun bir ortaklık kutlandı ve karşılıklı ticari bir anlaşma  imzalandı. UIA-CICA Anlaşması habitat, sürdürülebilirlik, esneklik, kültürel miras, meslek, mimarlık eğitimi ve medya ile ilgili ortak politikaların uygulanması için güçlerini birleştirmeleri sözü verdi. Bu alanlar UIA ve CICA arasında kalıcı bir işbirliği ve diyaloğa açık olacağı belirtildi.

 

 

Last May 9, in London, Presidents of UIA and International Committee of Architectural Critics-CICA , Esa Mohamed and Joseph Rykwert, respectively, signed an Agreement of mutual interest celebrating a long partnership initiated in 1978, during th 13th UIA Congress in Mexico City.

This UIA-CICA Agreement pledges to join forces for the implementation of their common policies related to habitat, sustainability, resilience, cultural heritage, profession, architectural education and media.

These areas will be open to a permanent collaboration and dialogue between UIA and CICA.

FASHION-DESIGN-TREND-CHANDELIER-EARRINGS!

  MODA -TASARIM-TREND-AVİZE-KÜPELER!

Avize küpeleri severlere müjde! Bu yazımızda 2015- 2016 yılında yükselen trendlerdeki avizeleri, sarkık aydınlatmaları mercek altına alacağız. Hem modada hem de mekanlarımızda yükselişte olan avize modellerinden ve modada bize ilham veren ünlülerden bahsedeceğiz.

Avize küpeleriyle ilham olan ünlüler.

Geçen yıldan başlayan bu moda trendi mekanlarda da devam ediyor. Yüzünüze olduğu kadar mekanlarınıza ışık, yıldız yansıtmak isteyenler yazımız sizler için. En seçkin moda markaları, Cartier, Harry Winston, Ralph Lauren ve Chanel sofistike ve zarif bir kıyafeti tamamlamak için bu trendi başlatan modacılardan. Bize ilham veren ünlü isimlerden Amal Clooney, Harry Winston avize küpesiyle, Keira Knightley, David Morris avize küpesiyle dikkat çekiyor. Bize ilham veren diğer ünlüleri yazımızı okumaya devam ettikçe takip edebilirsiniz. Mekanlarınız için ise yeni tasarım markalarından Gia, NYMPH, Eternity farklı tasarımlarıyla dikkat çekiyor.

164e88ae12b485d94e6b745eaedf9df1
Avizeler evlerimizi aydınlatan ve şık bir görünüme bürünmesini sağlayan, aydınlatma ürünleri olarak bilinir. Elektrik enerjisi ile çalışırlar ve geçmişten günümüze gelmeyi başaran ürünlerdendir. Geçmişte sadece misafir odalarında ve büyük salonlarda en gösterişlisi kullanılsa da günümüzde oturma odalarında, mutfaklarda hatta banyolarda bile tercih edilmeye başlanmıştır. Koltuk takımlarınız ile kombin haline getirilecek, çeşit çeşit avizeler bulmanız mümkün. İhtişam ve gösterişi seven bir yapınız varsa, zevkinize uygun olacak eskitme tipi, bol süslü, şamdanlı ve taşlı olan avizelerin yanı sıra tasarımı ile dikkat çeken avizeleri de mekanlarınız için seçebilirsiniz. Her evin odası için bambaşka bir dünya yaratan avizeler özel tasarımlarla, usta ellerden geçerek evinizi ışıltılı hale getirir.

YATAK ODASI Avize

Gelişen teknoloji sayesinde avizeler önceki kadar elektrik harcamaz. Bu yenilik ise led teknolojisi sayesindedir. Artık bu led teknolojisine uygun avize modelleri üretilmeye başlanmış olup, tamamen sizin zevkinize göre tasarlanmaya devam edilmiştir.

NYMPH Avize

Özellikle eskiden saraylarda, hanlarda, şatolarda ve buna benzer büyük mekanlarda kullanılan avizeler göz doldurur. Her bir oda normal bir evin odasına göre onlarca kat daha büyük olduğu için, burada kullanılan avizeler genelde şamdanlı, altın kaplama, metal süslü ve oldukça ihtişamlı olmuştur.

Avizenin tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Kullanılan ilk avizeler bir Anglosakson kilisesine aittir ve bu avizeler ışıklandırma işlemini mumlar sayesinde tamamlamıştır.

Günümüzde avizeler ise, gösterişli oldukları kadar, tasarımcılar sayesinde daha sade modeller olarak değişim gösterseler de mekanlarımızın havasını zenginleştirmeye devam etmektedirler.

Eternity Avize

Avize küpeleriyle ilham olan ünlüler.
GettyImages-488430949-tatler-2July15-getty-b_400x600
Cara Delevigne Cartier Avize Küpesiyle
Chanel küpesiyle Diane Kruger
Chanel küpesiyle Diane Kruger
NYMPH Avize
Eternity Avize
Yatak Odası Avize
Gia Avize

 

MINIMALIST ELEGANCE OF YVES SAINT LAURENT

 YVES SAİNT LAURENT’DEN MİNİMALİST ŞIKLIK
Ünlü Fransız moda markası Yves Saint Laurent in Paris’te, 38 Rue du Faubourg Saint-Honoré’da yeni mağazasını açtı. Çoğunlukla minimalist çizgilerin, siyah ve beyaz mermerin yanı sıra kromun ve aynanın ağırlıklı kullanıldığı, şık mağazanın tasarımı Hedi Slimane’a ait. Bu projede tasarım yapılırken ürün ve merkez düşünülerek tasarlanmış.

Ünlü Fransız moda markası Yves Saint Laurent in Paris’te, 38 Rue du Faubourg Saint-Honoré’da yeni mağazasını açtı. Çoğunlukla minimalist çizgilerin, siyah ve beyaz mermerin yanı sıra kromun ve aynanın ağırlıklı kullanıldığı, şık mağazanın tasarımı Hedi Slimane’a ait. Bu projede tasarım yapılırken ürün ve merkez düşünülerek tasarlanmış.

Art Deco mobilyalar ve Afrika maskeleri ile donanımlı olan mağazanın VIP suit özel odasına misafirleri aynalarla yansıtılmış bir asansör getiriyor. Kalıcı koleksiyonun yanı sıra aksesuarlar Alfred Porteneuv’e ait.Bu minimalist tasarım mağazası Yves Saint Laurent’in kadın koleksiyonu ve aksesuarları ile yenilikçi bir harmoni içinde. Bu konsepte benzer bir tasarımla çok yakında bir erkek mağazası da açılacak.

Moda ve iç mimari tasarım bu kadar yakın ilişki içinde olunca tabii ki bu kadar şık olmaması da düşünülemezdi…

 

 

 

LUX LIFESTYLE REFLECTIONS FROM FIRST BACCARAT HOTEL IN THE WORLD

DÜNYANIN İLK BACCARAT OTELİNDEN YANSIYAN LÜKS YAŞAM TARZI Dünyaca bilinen efsanevi ünlü Fransız şirketi Baccarat, New York’da açılan ilk lüks otelinde kullanılan malzemede ağırlıklı olarak seçilen kristalden yansıyan ışıltıdan gözleriniz kamaşacak.

Baccarat otelinde uygulanan tasarımın en dikkat çeken özelliği lüks yaşamdan bir yansıma sanki. Maksimalist tarzın hakim olduğu iç tasarımda zenginliğin olduğu oteller zincirine New York’da bir yenisi daha eklenmiş oldu. Eğer yaşam tarzında lüks yaşam tercihiniz ise Baccarat otel tam sizin için.. Baccarat otelin fotoğraflarından bile her metrekaresinde lüks yaşam tarzını derinden hissediyorsunuz..New York’a gittiğinizde seçiminiz Baccarat otel ise kendinizi yıldız hissettirecek bu lüksü yaşamaya hazır olun.

Bu büyük lüks otelde 50 kat ve 114 oda bulunmakta. Baccarat konsept olarak lüks bir otel olsa da konuta ve ev konseptine göre tasarlanmış olduğu için, konuk odalarında kendinizi evinizde hissedeceksiniz. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra otelin bünyesindeki ilk ev restoran Chevalier ve spa La Mer bile sadece bu otele gitmeniz için bir sebep olabilir. En iyi tasarımcılardan Patrick Gilles ve Dorothée Boissier tarafından tasarlanan salonlar tahmin edersiniz ki Baccarat 1800 kristal bardak, sayısız avizeler ile dekore edilmiş.

Baccarat otel giriş2

Baccarat otel odasıBaccarat otelBaccarat otel2Baccarat otel5

 

SPREADING LIKE OCTOPUS UNDERWATER HOTEL

AHTOPOT MİSALİ YAYILAN DENİZALTI OTEL, Önce Maldivler’de başlayan akım, Zanzibar’a sıçradı. Şimdi de Dubai de.. Dünyanın her yerinde ‘deniz altı’ otelleri projesi günden güne yayılıyor..

Önce Maldivler’de başlayan akım, Zanzibar’a sıçradı. Şimdi de Dubai de.. Dünyanın her yerinde ‘deniz altı’ otelleri projesi günden güne yayılıyor..

Sizler için seçtiğimiz Dubai’deki ‘Water Discus’ oteli sualtı ve su üstü bağlantısını sağlayan disklerden oluşuyor. Bu kombinasyon, sıcak iklimin keyfini çıkarmaya gelen misafirlerin okyanusun derinliklerinin de keyfini çıkartmasını sağlıyor.  Otelin mimarisi iki ana parça ahtapot misali beş katı bacakları ile iletişim kuran bir asansör ve merdiven içeren bir dikey şaft ile bağlanıyor. Her diskin boyutu yerel koşullara uyum sağlıyor. Tasarım olarak da ahtapota benziyor.

Otel su altı ve su üstü özelliğiyle tasarımına farklı anlamlar katmaktadır. Ziyaret eden turistler okyanusun altında yemek yiyip, balıkları izleyebilmektedirler.

Ithaa Maldivlerin dünyadaki ilk su altı oteli. Anlam olarak ‘inci-anne’ anlamına gelen bu otel, deniz seviyesinin altındadır. Denizaltı restoran olarak adlandırılan mekân, 9 metrekarelik kullanım alanı,14 kişilik kapasitesi, restoranındaki gelişmiş mutfağıyla hizmet veriyor. Ondan sonra tasarlanan su altı otelleri rağbet gördükçe su altı otellerinin açılmaya devam etmesi kaçınılmaz oldu.

Water Discus Otel , su üstü ve su altı tasarlanan özel mimarisiyle, görüş açısı ile size her an görmek isteyeceğiniz deniz altı ve deniz üstünde de enstantanelerini sunmaktadır. İnsanlar dünyanın dört bir yanından gelip Dubai su altı otelini ziyaret ediyorlar. Her ne kadar pahalı olsa da, inanın burası buna değer.

En son açılan otellerden biri olan Water Discus Otel değişik tatların yanı sıra Asya ve Uzakdoğu mutfağından sunulan yemeklerle menü’ye zenginlik katmıştır. Deniz ve tasarım aşığı olanların ilgisini çeken bu hotel gidilmese bile biz tasarımcılar için incelemeye değer.

deniz altı 3deniz altı hoteldeniz altı hotel4deniz altı hotel6Deniz altısu altı hotel

 

CHURCHES OF ISTANBUL FROM PAST.

İSTANBULDAN GEÇMİŞTEN KİLİSELER, İstanbul Tarihi Yarımada’da Bizans İmparatorluğu Dönemi Tanıkları Kiliseler

lkjhg

İstanbul Tarihi Yarımada’da Bizans İmparatorluğu Dönemi Tanıkları  KİLİSELER

Bu sayımızda yazımda İstanbul Kültür Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Sinem Dışkaya’nın “İstanbul Tarihi Yarım Adada Bizans İmparatorluğu Dönemi Tanıkları Kiliseler” Yüksek Lisans Tezine yer vermek istedim: Bizans İmparatorluğu çökmekte olan Roma’nın yerine daha sağlıklı ve uzun sürmesi istenen yeni Roma düşü ile oluşturulmuş bir imparatorluktur. Yeni devlet, Roma’nın devlet yönetimi, şehir kuruluş sistemi, sanatı ve kültürü gibi birok kurum yapısını kendine örnek almıştır. Bizans İmparatorluğu bin yıllık egemenliği süresince, Hıristiyanlığın belirleyiciliğinde, Roma, Grek ve Doğu etkilerinin çerçevesinde, kendi damgasını vurduğu sanatını oluşturmuştur. İmparatorluğun doğu bölgesini yöneten Licinius bölgede Hıristiyanların büyük bir çoğunluk oluşturduğunu görmüş ve  313 yılında Hıristiyanlığı özgür kıldığını belirten bir bildiriyi Nicomedia’da yayınlamıştır. Aynı yıl İmparatorluğun batısını ele geçiren Conctatinus ile Licinius, Milano’da birbirlerinin yönetimini tanıtmak için buluşmuşlar ve Hıristiyanlığı özgür kılan bilgirgeyi yayımlamışlardır [1]. Büyük Theodosius ise 380 yılında Hıristiyanlığı devletin tek geçerli dini olarak ilan etmiştir [2]. Milano bildirgesiyle özgürlüklerine özgü dinsel yapılarını gerçekleştirmeye girişmişlerdir. Kiliseler, vaftizevleri, martyrionlar bu coşkunun mimariye yansımasını oluşturmuştur. İmparatorluğun kültür ve sanat ürünlerinin hem sayıca, hem de değerce en önemlileri Byzantion’da (İstanbul) toplanmıştır. Constantin’in yaptırdığı büyük kiliseler, belirli bir tipe göre yapılmamış olmakla birlikte, genellikle Roma  bazilikalarından etkilenmiştir.Bu planlamalar sonraki dönemlerde evrensel olarak kullanılacak  olan klise mimarisi şemasını oluşturacaktır. İstanbul’un fethinden sonra, Osmanlılılar tarafından  birçok kilise ve benzeri yapı camiye çevrilmiştir.

Günümüzde İstanbul kenti Asya’yı Avrupa’ya, Doğu’yu Batı’ya bağlayan ve kendi adını taşıyan (Boğaziçi denilen eski adı ile Bosporus Trakhios) bir boğazın iki bölüme ayırdığı geniş bir toprak parçası üzerine yayılmaktadır. Eski kent ise, günümüzde kenti ikiye bölen boğazın batı yakasının güney ucunda yer alan ve ” Tarihi Yarımada ” olarak tanınan, üçgen bir yarımada üzerine kurulmuştur. Bu yarımada üzerinde bulunan Bizans Kiliseleri, inşa edildikleri dönemin tüm özelliklerini sergilemekte aynı zamanda geçirdikleri değişim-gelişimleri izleme, saptama açısından Bizans mimarisinin karakteristik örneklerini oluşturmaktadır.Bizans mimarisi başlangıçta ilk çağın mimari tiplerinden faydalanmış ve bunları yeni amaçlarına uydurmasını bilmiş, bir çağrış, bir toplantı yeri olan bazilikayı hıristiyanlaştırarak kilise haline getirmişlerdir. Tarihi süreç boyunca Hıristiyan dini kendi iç enerjisiyle yaşayan ve büyüyen bir din olmuştur. Bir din için en önemli iki unsur olan özgürlük ve güven unsurları ise Constantinus  tarafından sağlanmıştır. Böylece, Roma dünyasının kiliselerle kaplandığı ve giderek büyüyen Hıristiyan topluluğunda yoğun bir tanrıbilimsel etkinliğin geliştiği görüldü. İlk kez olarak, imparator vaftiz edildi ve devlet, kilisesinin iç işleriyle ilgilenmeye başladı. [4]. Consrantinus’un, yaptırdığı büyük kiliseler, belirli bir tipe göre yapılmamış olmakla birlikte,söz konusu kiliselerde genellikle ilk Hıristiyan bazilikalarının etkisi görülmekteydi. IV-VI yy.da Bizans kendi mimarlığını aramaktaydı. Bina tipleri, Geç Roma Dönemi tipi kiliselerdi. Uzunlamasına dikdörtgen planlı bazilika tipi yapılar, içi iki sütun dizisi ile üç nefe ayrılmıştı, ortadaki nef yandakilere oranla daha genişti ve narteks adı verilen holden oluşuyordu. Bunun iki yanındaki merdivenlerden yan neflerin üstünde yer alan ve kaldınlara ait olduğu bilinen galerilere çıkılıyordu. Bu bazilikaların üstü, çift eğimli ve kiremit kaplı ahşap bir çatı ile örtülüydü. Bu basit ve yalın kilise tipinin örneklerinden biri de V yy.da yapılmış olan ve Constantinople’da ayakta kalan en eski kilise olarak bilinen, Samatya ile Yedikule arasındaki Hagios Studios Manastırıdır. Günümüzde yıkı durumunda olan yapının geniş bir orta nefi, her iki yanında ise birer yan nef bulunmaktadır. Orta nef yan neflerden daha yüksektir.Yan neflerin üzerinde galeriler bulunaktadır, ancak galeri katına çıkan merdiven yıkılmış olduğundan yeri saptanamamıştır. 18.yy daki yangından sonra girişe göre sağ taraftaki sütunlar kaldırılmış, ahşap çatıdan da günümüze hiç bir iz kalmamıştır. Bizans tarihinin en parlak dönemi, bayındırıcı ve sanat destekçisi olan imparator lustinianos’un ( 527-65) yönetimi altında geçen dönemdir.Bizans mimarisinde Ayasofya’nın yapımı ( VII yy. ) ile altın bir dönem açılmış, basit bazilikal plan yerini merkezi kubbeli bazilikaya bırakmış ve Bizans kilisesi kendi anlayışına uygun bir kilise şeması geliştirmiştir. Merkezi planlı yapıların düzeni, kubbeli bazilikaların en görkemlisi olan Ayasofya’da orta nefin üst mimarisinde ve ana mekanda görülmektedir. Dış narteksi, çapraz tonozlarla örtülü geniş bir ana narteks izlemekte, iç kısım ise sütın dizileri ile üç nefe ayrılmıştır. Ora nefin üstünü dört payeye oturan kubbe örtmektedir. Ayasofyanın dış görünümü ve apsise doğru bakış Galeri katına kadar olan kısım “yeryüzünü”, onun üzerinde bulunan pencereler, yan neflerin üzerindeki pencereli bölümler kube, ışıklar ve mozaiklerle gökkubbeyi, “tanrısal evreni” simgeleyecek şekilde süslenmiştir. Yer ve gök birbirinden ayrılmak istenmiştir. Bazilikal planın dışarıdan algılanması için yan nefler alçak, orta nef yüksek tutulmuş ve dışardan da algılanacak şekilde yapının dış yüzü oluşturulmuştur. Bazilikal planın Tanrıya giden bir yol olduğu belirtilmiştir. Dış yüz dünyaya, iç yüz Tanrıya ait kısım olduğundan, dış yüzde sadelik iç mekanda ise süslemeler hakimdir. Yuvarlak bir ana mekan oluşturacak biçimde inşa edilen bu binalarda mekanın üstü, yapının bütününü kaplayan bir kubbe ile örtülmüştür. Bu tipin en yalın örneğide kubbe, sekiz köşeli bir plana göre inşa edilen dış duvarlara oturur. Bu tipin  güzel bir örneği Sergios ve Bakhos Kilisesi ( Küçük Ayasofya Camii) dir. Dış duvarları, pek düzgün olmayan bir kare oluşturan yapının 8 paye ile oluşturulan sekizgen bölümü basık ve dilimli bir kubbe ile örtülmüştür.Bu orta mekan doğu yönünde ileri doğru uzanan ve dışarı taşan bir apsise sahiptir. Revak beş bölüme ayrılmış ve her bölümün üstü bir kubbe ile örtülmüştür. Ortada kalan bölüm cephede yükseltilerek hem cephenin monotonluğu giderilmiş, hem de esas girişe işaret edilmiştir. Bizans tarihinde yedinci yüzyıl en karanlık dönemlerden biridir. 726 ortaya çıkan ve kiliselerin dini resimlerle süslenmesini yasaklayan bir akım olan, ikonoklazma (tasvirlerin tahribi, kırılması dönemi) döneminin etkisiyle sade yapılı kiliseler inşa edilmiştir. İkonoklazma döneminin 842’de bitmesi ile başlayan orta dönem, Bizans tarihinde ikinci parlak devir olarak bilinmektedir.Bu dönem dokuzuncu yüzyıldan 1204 ‘de IV Haçlı Seferi’nin Bizans’a yönelmesi ve İstanbul’u ele geçiren Latinlerin bir Latin İmparatorluğu kurmalarına kadar sürmüştür.Makedonya ve Komnenoslar dönemine rastlayan bu dönem Bizans’ın ilk rönesans devri olmuştur. [9] Karanlık dönemdekinden farklı olarak bu dönemde dinsel yapılarda küçük boyutlar kullanılmış ama dış çizgilerin zarif, ölçülerin uyumlu olmasına önem verilmiştir. Tasarımda Hristiyanlığın simgesi olan haç artık kilise planı olarak seçildi.Kasnak üzerine kubbeyi yerleştirerek, yükselerek Tanrının evrenini simgelemişlerdir.Ayrıca Kilisenin ikonoklazmaya karşı kazandığı zaferden duyulan coşku ve bunun itici gücü, Hıristiyan sembolizminin bir anda sanat dünyasını kaplamasına yol açmıştır. Apsisin de en uçta ve doğuda olması ile Tnrı’ya ulaşma geleneği sürdürülmüştür. Tarihi Yarımada içerisinde Laleli’de bulunan Myrelaion Kilisesi (Bodrum Cami) bu örnekte olan yapılardan biridir. İlk dönemde haç kısmı yükseltilmiş, köşelerdeki küçük kubbecikler alçak bırakılarak dışarıda da plan tipi algılanmıştır. Bina tipi dörtgen içinde haçvari kilise planı ve bir kasnak üzerine oturulmuş kubbe sisteminden oluşur. Yan payandaların yanında taşıyıcı sistemi  güçlendirmek için ayaklara ve kemerlere yer verilmiştir. İlk dönemlerde, dış cepheler yalın iken bu dönemde süslemeler ortaya çıkmakta, iç mekanda da renkli zengin süslemeler dikkat çekmektedir. Yüksek bir kripta üzerine kurulmuş olan kilisede, dört sütunlu Yunan haçı planı açık bir şekilde algılanır.Narteksi izleyen naos,  dört narin payenin yardımıyla oluşturulmuş bir Yunan haçı biçimindedir. Kubbe kasnağına açılmış sekiz büyük pencere, iç mekanı daha aydınlık kılmakta ve göğün Tanrının ışığını içeriye almaktadır. Özel biçimli tuğlalar ile örülmüş taşıyıcı ayaklar iç mekana göze çarpmazken, dışarıdan algılanmakta ve cephenin hareketliliğini de arttırmaktadır. Bu dönemde kiliselerin mimari oluşumunda en önemli bölümler gökyüzünü simgeleyen kubbe, yeryüzü ile gökyüzü arasındaki bağıntıyı sağlayan sembolik unsurlar olan padantifler ve Hıristiyanlığın özünün sembolü diye nitelendiren bema kısımlarıdır. Apsis yeryüzü kilisenin sembolüdür. Narteks ise daha dünyasal karaktere sahip bir hazırlık mekanıdır. Palailodoslar döneminde Bizans mimarisi son bir rönesans devresi yaşamıştır.Bu dönem bir artakalış, bir can çekişme olmuş; bir diriliş olmamıştır.Bu dönemde sanat kilisenin  sert kurallarından sıyrılmış ve dinsel konuları daha özgür bir biçimde yorumlamıştır.Antik şekilli bazilikal kilisenin, taş-tuğla cepheler,kasnaklı kubbelerin yükselişi gibi özellikleri vardır. Genelde cephe mimarisi önemsenmiş, cephelerde pencere boyutları artmış, doluluk boşluk oranları değişmiş,pencere yüzeyleri büyümüştür. Son Bizans döneminin mozaik ve freskolarıyla en görkemli resim koleksiyonunu oluşturan  Khora Manastır Kilisesi ( Kariye Cami ) bu dönemin özelliklerini yansıtmaktadır. Sonuç olarak; İstanbul Tarihi Yarımada’da bulunan Bizans kiliselerine bütün savlara karşı, öncelikle dinsel açıdan bakıldığında, işlevsel olarak mimari özellikleri korunmuş ve din dışı yapılara dönüştürülmeyip dinsel tapınma özelliğine uygun yapılar olarak kalmış, camiye ya da müzeye çevrilerek kullanıma açılmışlardır. Günümüzde çoğunluğu harabe halinde olan ve bu nedenle kullanılamayan Bizans kiliselerinin restitüsyon projeleri hazırlanarak kısmi rekonstrüksiyonları yapılabilir ve bulundukları alanlar düzenlenerek açık hava müzeleri şeklinde  -yeni statü ile- ziyaret  güzergahı yapılarak günümüzde giderek önem kazanmaya başlayan inanç turizmine açılabilir…

 

Kaynaklar

  • [1] Simson, Macel, Civilisation de L’antiquite’et le Christinisme, Paris: Anthaud, 1972, s.244-245
  • W.Haussig,Historie de la Civilisation Byzantine, Paris: Jules Tallandier, 1971,s.37
  • [2] Ostrogorsky, Georg, 1986, Bizans Devlet Tarihi, (çev.Fikret Işıltan), Ankara,TTK, s.49; Haussig, a.g.e, s.99
  • [3] R.Janin,Bizans İstanbul’u, 1950, s.66
  • [4] Lemerle, P., 2004, Bizans Tarihi, (çev.Galip Üstün ), İstanbul, İletişim yay., s.25
  • [5] Milligen, A.von, 1912, Byzantine, Churches in Constantinople, London, s.212-217
  • [6] Grabar, A, 1966 L’Age D’or De Justinien, Gallimard.
  • [7] Eyice, S., 1995,İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 4, İstanbul Türk Tarih Vakfı Yayınları.
  • [8] Yerasimos, S., 2000, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul
  • [9] Yıldız, H.Dursun. 1982, Anadolu uygarlıkları ansiklopedisi, İstanbul, Görsel yay.,s.453-58
  • [10] Müller, W., 2001, İstanbul’un Tarihi Topoğrafyası, YKY