2017 TRIENNALE TASARIM HAFTASI SERGİSİ…

TRIENNALE DESIGN WEEK EXHIBITION

Triennale di Milano, Milano Tasarım Müzesi geçtiğimiz günlerde Milano Tasarım Haftası nedeniyle Japonya, Kore, Hong Kong, İstanbul, Lisbon ve İtalya’dan katılımcılarla 17 uluslararası sergiye ve Giro Giro Tondo- Çocuklar için tasarım sergisine ev sahipliği yaptı…

Sergide İstanbul Tasarım Vakfı, sanatı ve zanaatı, kültürel miras, yerel işçilik ve çağdaş tasarımı harmanlayan 42 sanatçınin 80 kadar eserinden oluşan “entangled-dolanık” atölyeler sergisi ile temsil edildi.

Lüks yat üretiminde önde gelen tersanelerden biri olan Sanlorenzo’nun enstelasyonu Milano’ya denizi getirmişti.

Japonya’dan Design Association NPO’nun organize ettiği sergi, Japon geleneğinin günümüz tasarımıyla içi içe geçmiş örneklerini sunmaktaydı.

Kore Craft & Design Foundation seramik işçiliğinin en ustalıklı örneklerinin sergilendiği bir sergi ile tasarım haftasında yerini almıştı.

“An Imaginary City-Hayali Şehir” sergisi Abet’in 60. Yılı için hazırlanmıştı. Bu kent belki de Italo Calvino’nun tasvir ettiği hafızanın kenti Isidora idi. Sergi 1960’lardan bu yana stillerin, yaşam tarzlarının izlerini endüstriyel ürünler üzerinden sürmekteydi.

Fotoğraflar Sibel Acar

AWARE LIFE AND ART

FARKINDA YAŞAM VE SANAT

Farkında yaşamak, Mindfulness, meditasyon gibi farklı toplumlarda birçok farklı isimle tanıtılmaya çalışılan içsel bilim; yani gözlemin dışarıda bir obje yerine, bireyin iç dünyasına dönük olarak yapılması (bireyin kendi iç dünyasına izleyici ve gözlemci olarak ışık tutması) ile ilgili metotlar binlerce yıldır uygulanmaktadır. Kişinin iç dünyasını bireysel olarak araştırması için tasarlanmış birçok eski ve yeni metodolojiler bulunmaktadır.

Kişinin anda kalması, rahat ve etkin yaşaması, yaratıcılığını ve verimliliğini en üst seviyede kullanabilmesi, gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilmesi, tüm varoluşu ile yaşayabilmesi adına tasarlanmış bu metodolojiler üzerine dünyanın önde gelen üniversitelerinde çok sayıda araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bu araştırmalar/ deneyler doğrultusunda mindfulness veya farkındalık üzerine birçok bilimsel makale yayınlanmıştır. 1980’lerde yaklaşık yılda 8 bilimsel makale yayınlanırken 2015 yılına doğru bu sayı yılda 500 makaleyi geçmiştir.

Yapılan deney ve araştırmalarda tekniklerin hayattan kopmak değil gündelik hayatın içinde etkin, yaratıcı ve sakin bir şekilde var olmaya faydalı olduğu görülmüştür. Artık bu metodolojiler basit, sıradan ve çağdaş yaşam tarzının doğal unsuru olarak sunulmaktadır.

Farkında yaşam metodolojilerinin temelinde rahatlama bulunmaktadır. Kişiler nefes, beden egzersizleri, dans veya benzeri birçok yöntemi kullanarak rahatlamaya başlayabilirler. Gerginlik, huzursuzluk, baskı ve korkunun hüküm sürdüğü içinde bulunduğumuz çağda, bu teknikler kişilere dışsal bir aktivite yapmadan kendi iç dünyalarında gevşeme imkanını sunmaktadır.

Farkında yaşamak bir şeylere odaklanıp bireyler üzerinde baskı yaratmak değil, aksine aynı sokakta olan biteni izlermiş rahatlığında hiç bir şeye dahil olma gereği duymadan, hiç bir şeyle özdeşleşme ihtiyacına girmeden kişinin kendi iç dünyasını ( düşüncelerini, duygularını) ve çevresinde olup bitenleri rahat ve seçimsiz bir farkındalık ile gözlem yapması ile devam eder. Bu teknikler kişinin kendi dünyasında ve çevresinde olup bitenleri tüm gerçekliği ile gözlem yapmasına yardımcı olur.

Normal şartlarda odaklanma, dikkat yoğunlaştırma ve baskı üzerine tasarlanmış mücadeleci ve kişiyi gerginleştirerek başarısızlığa iten yaşam tarzının aksine farkındalık ve gözlemcilik içeren yaklaşım, bireyin en iyi haline ulaşabilmesi için bütünsel bir yoğunlukta anın içinde olmasına yardımcı olmaktadır.

Rahatlamadan sonra gelen ikinci aşama her şeyi olduğu gibi açık gerçekliği ile gözlemleyip kabul etmeye dayanır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, roller ve maskelerden vazgeçmek, başkalarını memnun etme ve etkileme çabalarımızdan vazgeçmek, yaralarımızı gizlemeyi çalışmayı bırakmak ve her şeyi olduğu gibi görmek farkındalığa giden yolun temellerini oluşturur. Bu yolculuğun ilk adımları da bedensel gözlemle oluşur. Her hareketin, her adımın farkında olmak, bedendeki duyuları gözlemlemek ve güçlü bir beden farkındalığı yaşamak. Gözlemledikçe beden doğal olarak gevşemeye başlar. Daha sonra aynı gözlemleme hali zihne yani düşüncelere geçer. Ve düşünceleri özdeşleşmeden gözlemlemeye başlar.

Seçim yapmak zorunda hissetmeden, bir özdeşleşme yapmadan yaşanan seçimsiz farkındalık ve gözlem hali kişiyi mekanik/ otomatik davranış kalıplarından dışarıya çıkartır. Saati diğer kola takmak, dişleri diğer elle fırçalamak, her zaman oturduğundan farklı bir yere oturmak, güne her zamankinden farklı başlamak, gözler kapalı duş almak, nefes ritmini farketmek ve bilinçli değiştirmek gibi dışsal bazı tekniklerde kişinin mekanikleşmiş/ kalıpsallaşmış alışkanlık zincirlerini kırmasına yardımcı olur. Duygusal farkındalık; duygularla, içgüdüsel dürtülerle ve zihinsel baskılarla mekanik/kalıpsal hareket etmenin ötesine geçmeye, bilinçli ve spontane davranabilmeye, bağımsız bir bireyin gelişmesine destek olur.

Farkındalığı belli bir seviyeye gelip düşünce ve duyguların ötesinde olduğu anda kişi tam da kendisi olur. Bir tanık olarak var olmak, farkındalık tekniklerinin uygulanması ile bireylerin sübjektif olarak yaşadığı kişiye özel bir deneyimdir.

 

Farkındalık yaşama veya eyleme karşı değildir. Eylemler aynı yoğunluğu ile devam eder, hatta belki daha bile yoğun devam eder. Belki daha da yaratıcısınızdır, daha da yaşam dolusunuzdur ama mesafelisinizdir. Olan biten her şeyin gözlemcisinizdir.

Bu bağlamda yapılan bilimsel araştırmalardan bazıları aşağıdaki gibidir

  1. Altı ay düzenli jonglörlük yapan kişilerin beyinlerinde alışık olandan farklı bir düşünce sistemini tetiklediği için büyük değişimler görülmüştür. Gurdjieff isimli bir felsefecinin yarattığı danslarda zihinde benzer bir değişiklik yaratmaktadır
  2. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir meditasyon araştırmasında 8 hafta boyunca her gün 1 saat meditasyon yapan kişilerde yapmayanlara oranla beş kat daha fazla sakat bir kişiye yardım etme eğilimi gözükmüştür.
  3. Tıp artık beden ve zihni bir bütün olarak görmeye başlamış Candace P. Bert duygularımızın bütün beden dağılmış moleküler olaylar olduğu kanısına varmıştır. Malcolm Glodwall kitaplarında yüzünde yeterince uzun süre üzgün ifade veren kişilerin sonunda depresyona girebileceklerini vurgulamıştır. Yani bedende yaşanan değişikliklerin zihni etkilediği üzerine birçok araştırma vardır. Bedensel olarak yaşanan rahatlamada aynı şekilde zihni etkilemektedir.
  4. Massachussets General Hospital’da görev yapan Sara Lazar, meditasyon ve farkındalık teknikleri üzerinde beyin taramaları yaparak araştırma gerçekleştirmiştir. Ve 50 yaşındaki meditasyon yapanların 25 yaşındakilerle beyinlerinin ön korteksinde aynı oranda odaklanma, netlik, karar mekanizması ve hafızayı etkileyen gri maddeye sahip olduklarını görmüştür. 8 hafta yapılan meditasyon uygulamalarından sonra beynin 4 farklı bölümünde kalınlaşma. güçlenme görülmüştür.
  5. Rönesans Sanatçılarından Michelangelo’ya David heykelini nasıl yaptığı sorulduğunda ‘’Mermerin David olmayan her bölümünü yontarak’’ cevabını verdiği söylenir. Farkındalık aynı bunun gibidir. Farkındalık bir şeyleri zorla dayatmak değil aksine bireysel gerçeği, özü ortaya çıkartmak kısacası daha fazla ve daha fazla kendin olma sanatıdır. Kişiye ağırlık ve gerginlik yapan, kişiye ait olmayan her türlü özdeşleşmeden kişi kendisini aynı soğanın kabuğunu soyar gibi farkındalıkla arındırır. Her geçen gün daha ve daha kendisi olur.
  6. Sanatçının sanatını ifşa ederken yorumsuz kalmasının ve olanı olduğu gibi göstermesinin, her şeyi olduğu gibi sunabilmenin keskinliğini ve gizemi ile sanatın içsel bir terapi bazında kullanılımın arasındaki fark üzerine tartışmalar çok uzun zamandır devam etmektedir. .

Yüreğin gerçeğini özleyen, arayan, hayatın getirdiği problemleri çözmeye çabalayan, şeylerin ve olayların özüne ve kendi varlıklarının içine nüfuz etmeye çalışan sorgulayıcı zihinler vardır. Bir insan sağlam şekilde muhakeme eder ve düşünürse, bu problemleri çözerken hangi yolu takip ederse etsin, kaçınılmaz şekilde kendisine dönmeli ve işe, kendisinin ne olduğu ve içinde bulunduğu dünyadaki yerinin ne olduğu probleminin çözümüyle başlamalıdır.” cümlesini 1900’lü yılların başında sarfeden “İnsanın Uyumlu Gelişimi Enstitüsü”nün ve ‘’Dördüncü Yol’’ öğretisinin kurucusu Gurdjieff, Objektif ve Subjektif olmak üzere iki tür sanattan bahseder.

Subjektif Sanat olarak bahsettiği sanat kişinin çok da farkında olmadığı, sorumluluk almadığı, bir yerde içini boşalttığı bir sanattır. Kişi kollektif etkiler, kültürel şartlanmalarında tesirinde kalarak Gurdjieff sözleri ile ‘’ kazara bir şeylerin kendini var etmesine sebep olur. Yani sanatçı kendisinin bile anlayamadığı ve üzerinde kontrol de kuramadığı fikirlerin, düşüncelerin ve ruh hallerinin etkisi altındadır. Bu etkiler sanatçıyı yönetir ve herhangi bir formda kendisini ifade eder.’’

Objektif Sanat ise kişinin tüm koşullanmaların, fikir ve duyguların ötesinde bir derinliğe ulaşabildiği ve gerçekten niyet ettiği şeyi yaratabildiği sanat şeklidir. Sanatçının her türlü etkinin farkında olup, bilinçsiz ve kazaen bir şeyler yaratmak yerine tam da farkında olduğu noktadan kontrol kendisinde olarak gerçekleştirdiği sanattır. Ve Gurdjieff’in sözleri ile objektif sanatta ‘’ Sanatçı tam niyet ettiği şeyi sanatı ile karşısındakine taşır ve sanatçının ulaştırmak istediği tüm fikir ve duyguları gözlemci tam da aynı şekilde hisseder.’’

Sadece dışa bakmamız için gösterilen filtreli pencerelerin, hissetmemiz için izin verilmiş belli duyguların dışında kalan kapı ve pencerelerden olana bakmak ve izin verilmiş, öğretilmiş veya öğretilmemiş her çeşit insana ait duyguyu kişinin kendisine hissetmek için izin vermesi bireyin kendisi ile ve gerçekle yakınlaşmasına yardımcı olmaktadır. 21. yüzyılın temel tehditlerinden biri olan kendine yabancılaşma sendromuna karşı atılabilecek önemli bir adımın kişinin dışsal faktörler karşısında yaşadığı bireysel/içsel deneyimleri araştırıp, yaşadığı farkındalık karşısında sorumluluk almak olduğu Gestalt tekniğinde dahil olduğu çağdaş psikolojide çok kabul edilir olmuştur.

Bütün toplumsal kurguyu bir tarafa bırakıp salt yalınlığı ile gerçeği görebilme deneyimine İngiliz yazar Aldous Huxley’de ‘’ Algı Kapıları’’ adlı kitabında yer vermiştir. William Blake’in ‘’Eğer algı kapıları temizlenseydi, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz’’ cümleleri ile kitabına başlayan Huxley ,Van Gogh’un ‘’ Sandalye’’ isimli resmi üzerine kitabında şu yorumları yapmıştı .

‘’ Van Gogh’un gördüğü iskemle özde benim gördüğüm iskemleydi, buna hiç kuşku yoktu. Ama sıradan algılamayla kıyaslanamayacak derecede daha gerçek bir sandalye olduğu halde, resimdeki şey, yinede gerçeğin olağanüstü etkileyici bir sembolünden başka bir şey değildi. Gerçekte açığa vurulan şey Öylelik’/Olduğu gibi olma/Olma hali idi’’

Asırlardır kullanılan farkında yaşam metodolojileride bir yerde insanı bu hale davet etmişlerdir. Şimdi ve Burda’nın içinde Isness/Öylelik/Olduğu gibi olma/Olma Hali.

Gurdjieff, Buddha gibi mistik/öğretmenler bu hali; hayattaki her türlü gizeme açılan bir köprü olarak görmüşlerdir.

IN THE 11. YEAR CONTEMPORARY ISTANBUL

 11.YILINDA CONTEMPORARY İSTANBUL

Çağdaş sanatı geniş alanda sanatseverlerle buluşturan Contemporary Istanbul, bu sene de Akbank’ın katkılarıyla İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 11. Yılında sanatseverlere kapılarını açtı.

14902976_728353583989255_5124595959297555538_o

Türkiye ve uluslararası birçok sanatçının ülkemizdeki sanatseverlerle buluşmasına fırsat sağlayan Contemporary Istanbul ülkemizdeki en önemli kültür sanat etkinliklerinden. Buyıl 03-06 Kasım 2016 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi ve Sergi Sarayı’nda sanatseverlerle buluşacak olan fuara 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçı toplam 1.050 eseriyle katıldı

contemporary-resim-2016

contemporary-8contemporary5

Sanata meraklı olan tasarımcılar, mimarlar, içmimarlar ve her fırsatta müzayedelere katılan birileri için ülkemizde bu tür büyük sanatsal organizasyonlar olması heyecan verici.

Fuara katılan sanatçılardan bazılarının sanat eserlerini sizler için seçtik. Ahmet Gümüştekin, Sevincy, Çağatay Odabaş, SilviaPorzionato bu eserlerden bazıları

 

contemporary7contemporay22

11. yılını kutlayan Contemporary İstanbul’a bu yıl, 20 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçı 1500’ü aşkın eserle katılıyor. Fuar bu yıl yeni bölümü CI Design kapsamında 32 tasarımcı ve Plugin bölümünde 18 yeni medya sanatçısını ağırlıyor. İstanbul’u çağdaş sanatın merkezi haline getiren Contemporary Istanbul’un 2 Kasım Çarşamba günü gerçekleşen davetini yurt içinden ve yurt dışından çok yüksek sayıda koleksiyoner izlerken açılış davetinde 11 bin sanatsever fuarı ziyaret etti.

feryal-gulman-ahmet-gunestekin-eseri-onunde sevincy

ceylan-atukcontemporary-0

contemporary-kadincontemporary-erkek

Contemporary Istanbul’a ilişkin bu bilgileri paylaşıyorken Akbank’ı yıllardır contemporary e verdiği destekden ötürü unutmak olmaz 2007 yılında beri  Contemporary Istanbula sponsorluk desteği veren Akbank, bu yıl da fuarın ana sponsoru oldu. Sanatın değişik dallarını geniş kitlelerle buluşturacak etkinliklere bankaların bu şekilde destek olması çok önemli. Bu nedenle Akbank Contemporary Istanbul’a verdiği destekten ötürü özel bir ilgiyi hak ediyor. Bu arada Akbank’ın ana sponsor olmasının yanında birçok büyük firma da farklı alanlarda Contemporary Istanbul’a sponsor olarak destek veriyor. Contemporary Istanbul’a sponsor olan tüm firmaları görmek için www.contemporaryistanbul.com u ziyaret

edebilirsiniz.

contemporary-res

cem-yilmaz-contemporary

 

GET AS GUESTS THE FLAMINGOS IN YOUR HOME!

FLAMİNGOLARI EVİNİZDE MİSAFİR EDİN!

Sıcak ülkelerin sıcak renkleri ile çarpıcı, zarif kuşları bu yıl modada söz sahibi! Her hareketleri sahip oldukları her detay yükselişte, takipçileri artışta! Sadece moda değil tasarımın her alanında da tercih ediliyorlar. Yazın sıcak günlerini tercih eden bu güzel ve zarif kuşları siz de bu yaz evinizde misafir edebilirsiniz! Çünkü sadece moda değil tasarım dünyasını da etkisi altına aldılar. Yarattıkları etkiler inanılmaz çarpıcı!

Yazın olduğu kadar kışlık mekanınıza çok uzun bacaklı, uzun boyunlu, kıvrık gagalı olan bu kuşları misafir ederek doğadan getirdikleri gücü, güzelliği mekanınıza yayarak canlandırmak elinizde! Eğer siz de Flamingo hayranı iseniz ve mekanınız da flamingoları misafir edecekseniz, öncelikle Flamingoları anlatan yazımızda onları çok iyi tanıyalım. Nasıl yaşarlar, nerede yaşarlar ve doğada hangi renklerle uyum içindedirler?

Flamingolar konik biçimli yuvalarını bataklık yerlerde yaparlar. Yuvaları çamurdandır. Flamingoların başlıca üç cinsi vardır. Bunlar, Afrika, Asya ve Güney Amerika’nın tropikal ve yarı tropikal bölgelerinde yaşarlar. Ayrıca Güney Avrupa’da yaşayan çeşitleri vardır. Bunlar kışın Afrika’ya göçerler. Bu arada flamingoların bir türü de Türkiye’de bulunur. Flamingolar koyu kırmızı yahut alev renginde olur, pembe veya beyaz tüylü olanları da vardır. Kanatları ve kanat uçları çoğu zaman siyah olur. Flamingo uçarken uzun boynunu öne, ayaklarını ise arkaya doğru uzatır. Özellikle yüksekten uçar, suda yüzer; dinlenirken tek ayak üzerinde durur. Sergiledikleri sahneler film karesi gibi seyretmeye doyamazsınız. Bu güzel kareleri desen olarak basılmış görebileceğiniz gerek duvar kağıtları gerek yastıklar gerek döşemelikler ve perdeleriniz de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yaratıcı tasarımlarla üretilen tek flamingodan, grup flamingo görsellerinin yanı sıra çift flamingo romantizminin olduğu duvar kağıdı, döşemelikler, perdelerinin olduğu mekanınıza flamingo boyutunda biblolara da yer verebilirsiniz.

Flamingolar büyük topluluklar halinde bir arada yaşarlar. Tropikal güneş altında pırıldayan tüyleriyle, yüzlerce flamingoyu bir arada da görmek için seyretmeye doyamayacağınız bu kareleri ölümsüzleştirmelisiniz ! Bu kuşlara, Portekizcede “alev” anlamına gelen “flama” dan ötürü bu isim verilmiştir. Burada flamingo sürüleri ile aranızda birkaç metrelik bir mesafe bulunur ve doğadan renklerle uyum içindedirler! Yavru flamingolar beyaz renkli tüylere sahipken, yetişkin flamingolar ise pembeden kiremit rengine uzanan bir yelpazeye sahiptirler. Doğayla uyum içinde olan flamingoları misafir etmeden önce bu detayları ve renk paletiyle uyum içinde olarak, flamingolarla birlikte evinizde mutlu olmanız için bilmenizde fayda var!

Flamingolarla ya da flamingo olmadan her anınızın mutlu olacağı bir yaz dileriz!

SAIL TO BOAT DESIGNS IN THIS SUMMER!

BU YAZ TEKNE TASARIMLARA YELKEN AÇIN!

Yazı sıcağını hissettiğimiz şu günlerde lüks yaşam’dan seçtiğimiz farklı markalara ait yat tasarımlarından, farklı tasarım kesitlerini sizler için araştırdık. Bu yazıyı yazmamıza neden Mercedes markasının da diğer markalar gibi ürettikleri otomobillerin dışında tekne, motor üreteceğini açıklaması ile ‘yelken açmayan’ lüks otomobilcinin de kalmaması oldu. En önemlisi dünyaca ünlü lüks markaların yer aldığı bu alanda biz tasarımcıların her detayı, tasarımı yarattığını biliyor olması. Lüks yaşamda yer alan bu isimlerin tasarımları her tasarımcı gibi bizim de takibimizde. Sizinde yat tasarımları ilginizi çekiyorsa yazımız sizler için. Bu yaz ünlü markalardan Mercedes’in cigarette boat ve motor yatlar serisinden bazı modellerinin yanı sıra Porche’ın iç-dış tasarımlarını öncelikle mercek altına yatırdık. Mercedes ve Porsche’in yanısıra Rolls Royce, Maserati teknelere tasarım ve motor desteği verdikleri dünyanın en özel yatlarının malzemelerinin geri dönüştürülebiliyor olması yazımızın diğer marka kahramanları olmasına neden oldu. Bu özellik bu markaların neden exclusive olduğuna da en iyi açıklamayı getiriyor. Maserati, Rollsroys, Porche, Mercedes önemli markalar. Tasarladıkları yatların ileri teknik özelliklerinin yanı sıra iç tasarımları tahmin ettiğiniz gibi öncelikle detaylara ve kaliteye dikkat çekiyor.

Neden bu markaları seçtiniz diye soracak olursanız cevabı ise klasik, şık ve zamansız olmalarının yanı sıra spor görünümleri ve minimal çizgileriyle oldukça yalın ve az çoktur özelliğini vurguluyor olmaları. Tabii ki bu markaların dışında da gerek teknik özellikleriyle gerek iç ve dış tasarımlarımları ile çok etkileyici markalar mevcut. Bu nedenlerden ötürü tasarımları ile bizleri cezbeden bu markalara kısaca göz atalım istedik.

Dünyanın önde gelen lüks markaları çeşitli nedenlerle güç birliğine gidip ortak ürün ve hizmetlere adım atıyor. Çok özel ve sınırlı koleksiyonları satışa sunarak müşterileri için fark atmayı amaçlıyor. Lüks otomobil şirketleri de çok sık olmasa da bu tür işbirlikleri içine giriyor. Ancak söz konusu deniz olduğunda çoğunun ‘yelkenleri suya indirdiğini’ görüyoruz. Zira, dünyanın önde gelen lüks otomobil üreticileri birer birer özel tekneler üretmeye başladı. Bu zincire en son eklenen Mercedes Benz oldu. Mercedes-Benz, yatları Granturismo ile Silver Arrows Marine’i . 14 metre uzunluğundaki yat, ünlü tasarımcılar Martin Francis ve Tommaso Spadolini imzası taşıyor. Rolls Royce’un lüks yatında garaj bile var. Fransız tasarım şirketi Sylvain Viau Design da ise 69 metre uzunluğundaki yat yükset hızlı sürat tekneleri sınıfında sayılmasının yanı sıra isteğe göre 2 adet yada 4 adet denizaltı yat da yer alabilecek arka bölümüne helikopter yerleştirmek yatın sahibinin tercihi olabilecek. Buda gösteriyor ki yat tasarımında lüksün sınırı yok.

Dünyaca ünlü yat tasarım şirketi Strand Craft ile Rolls Royce işbirliğinden ortaya çıkan süper tasarımda 28 metrelik teknenin birçok özelliği var ama en ilgi çekici yanı otomobil garajının da olması. Yumuşak ve modern hatlara sahip bu özel tasarım suya indiğinde Rolls Royce motorları sayesinde 55 knot maksimum hıza sahip olması bekleniyor. Bu mega yatın öne çıkan kargosu otomobil olsa da satın aldığınızda yatla birlikte yine Rolls Royce motorlu son derece şık bir tender’ın da geldiğini belirtelim.Porsche Design gerek otomobil, gerek saat ya da aksesuar alanında birçok özel tasarıma imza atmış bir marka. ABD’li yat firması Fear less için tasarladığı muhteşem motor yatın ardından şimdi de Singapurlu Royal Falcon Fleet ile anlaşarak 40 metrelik katamaran’lar üretiyor. Gövdesi tamamlanan katamaran da Fearless gibi Porsche’nin karakteristik çizgilerini taşıyor.

Seçiminiz hangisi olursa olsun ister yelkenli ister yelkensiz bu yaz yelkenleri suya indirin! ve yazın keyfini çıkarın. Herkese gönlünce bir yaz diliyoruz…Sevgilerimizle,

THE BEST HOTEL DESIGNS

EN İYİ OTEL TASARIMLARI

1)Katamama

Mimar: Andra Matin

Yer: Endonezya, Bali

Proje Yılı: 2015

PTT ailesi tarafından kurulan  otel Endonezya Bali de Potato Head  Beach Club’ın arkasında yer almaktadır. Hotel Endonezyalı ünlü mimar Andra Matin tarafından tasarlanmıştır. Hotelin iç mimari tasarımını Ronald Akili, PPT ailesi ceosu ve PTT ailesinin tasarım ekibi beraber yapmıştır.

Katamama’nın lobi tasarımı, havuz manzarası ve doğal manzarayı bütün kullanıcılar eşit olarak yararlanacak şekilde tasarlanmıştır.

Katamama hotelinin iç mekan konsepti Bali’deki geleneksel malzemelerle çağdaş bir tasarım yaratmak olarak belirlenmiştir.  İç mekan tasarımda Bali’deki yaşam tarzından ve adanın doğal güzelliğini yansıtan geleneksel malzemelerden yararlanılmıştır. Adanın sahip olduğu bitkiler iç mekanlarda da kullanılarak dış mekan ve iç mekan birlikteliği sağlanmıştır.

2) NH Hotel

Mimar: atelier d’architecture King Kong

Yer: Blagnac, Fransa

Proje Yılı: 2016

King Kong tasarım atölyesi tarafından Fransa’da Toulouse Blagnac havaalanı için tasarlanan NH otel, tasarım ofisi tarafından tanıldı. Davetkar ve sıcak atmosferi ile dikkat çeken hotel aynı zamanda modern tasarımıyla da ilgi odağı olmuştur.

Yapı 150 otel odası, iş merkezi, restoran ve fitness merkezinden oluşmaktadır. Yapının  kotlarında bar, restoran ve teras mekanları bulunmaktadır.

Yapının dış cephe tasarımda; monotonluğu kırmak adına dikey sürekliliği olan asimetrik çizgiler kullanılmıştır. Dış cephe renklerinde  siyah beyaz tercih edilmiştir; bunun sebebi zaten hareketli olan cephe tasarında renk kullanılarak daha karışık hale gelmesini engellemek olarak belirtilmiştir.

3) Carlota Hotel

Mimari Ekip: JSa

Yer: DF, Meksika

Proje Yılı: 2015

Proje şuan ki kullanımından uzak olarak bir arkeoloji yapısı olarak tasarlanmıştır. Uzun ince bir iz şeklindeki havuzu, avluya bakan koridorları, betonarme yapısı ile oldukça ilgi çekmektedir. Yapı şuan 36 odalı bir hotel olarak kullanılmaktadır.

Yapının inşa edildiği 80li yıllara ait dış cephe tasarımını modern ve çekici kılmak amacıyla cam ile kaplanmıştır. Hotelin iç mimarisinde ise orijinali kullanılmıştır.

DRIVE YOUR HOUSE TO NEAR SEASIDE!

YAZIN EVİNİZİ DENİZ KENARINA GETİRİN!

 

Eğer yazın deniz kenarlarına işinizden ötürü sık gidemiyorsanız, deniz kenarında bir eviniz ya da stüdyo daireniz yoksa sizde denizi çok seviyorsanız… Evinizin tasarımını ona göre yapabilirsiniz. Öncelikle bilmeliyiz ki deniz kenarı ev tasarımlarının alt yapısı çoğunlukla beyazdır. Sebebi ise beyazın, denizin ve doğanın ortasında yaşam alanınızla uyum ve ahenk daha kolay sağlamasıdır. Şehir dışında olmanıza rağmen deniz kenarında değilseniz bile bu kural geçerlidir. Şehir içindeyseniz ve evinizin içinde kendinizi deniz kenarında hissetmek istiyorsanız, tabii ki deniz kenarında olmanın keyfi hiç bir şeye değişilmez ancak bu atmosferle mekanınızın enerjisini değiştirebilir enerjinizi yükseltebilirsiniz.

1.) Öncelikle kullanacağınız doğadan objeler, deniz kenarı duvar kağıtları için alt fonda beyazı seçmelisiniz Mekanınıza aydınlık vermek açısından işe ilk karanlık odalarınızdan başlıyabilirsiniz.

deniz 2

2.) Aksesuarlarınızı deniz ile ilgili objelerden seçin, huzur dolu deniz atmosferinin tadını ve keyfini mekanınıza yansıtın!. Deniz renklerinden esinlenerek mobilyalarınızı, kilimlerinizi, halılarınızı, kırlent ve minderlerinizi ona göre seçebilirsiniz. Küçük dokunuşlarla ve farklılıklarla kendi tasarımlarınızı yapabilirsiniz.  Mobilyalarınızı klasik veya modern seçebilirsiniz, ona uygun ya da zıt açık renklerde rahat minderler kullanabilirsiniz.

3) Sadece mekanlarınızın duvarları değil kapılarınızı da deniz resimli duvar kağıtları ile kaplıyabilirsiniz.

deniz 3

Duvarlarda deniz tablolarının yanı sıra duvar kağıtlarını rahatlıkla kullanabilirsiniz, Seçeceğiniz stile uygun mobilyalarınızla, deniz kabukları, dekoratif objeler ve ayna ile tasarımı tamamlamış olursunuz. Denizden ilham alınarak hazırlayacağınız oturma odalarınızda, banyolarınızda, mutfaklarınızda, balkonlarınızda sıcak olduğu kadar serin tonları seçerek ruh halinizi dinlendirebilirsiniz. Özellikle mekanınızın ana konsepti, akvaryum, beyaz, mavi, turkuaz, ahşap, cam, mercan, deniz yıldızı ve küçük tekne ya da deniz resimleri olmalıdır.

deniz 1

Yazlık evlerde rahatlık ve ferahlık ön plandadır. Kışlık evler kadar yoğun ve dolu değildir. Burada sadelik ve rahatlık ön planda olmalıdır. Odanızın büyüklüğüne ve küçüklüğüne, stiline göre mobilya seçimini yapın, köşeli koltuklar her zaman daha az yer kaplar, kanepelerinizi evinizin veya odanızın büyüklüğüne göre alabilirsiniz. Yastıklarınızı mavi beyaz marin tarzda satın alarak alarak koltuklarınıza ve odanıza deniz kenarı atmosferini katarak mekanınız ister şehir dışında olsun ancak deniz kenarında değilse bile deniz kenarı atmosferini yakalayabilirsiniz. Herkese gönlünce güzel sevgi dolu bir yaz dileği ile…

THE BEST RESTAURANT DESIGNS

EN İYİ RESTORAN TASARIMLARI

1)  VAKST RESTORAN

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Genbyg

Proje Alanı: Danimarka

Fotoğraflar: Chris Tonnesen

Danimarka’da yapılan  Väkst restoran tasarımı yapılırken birincik öncelik Nordik tasarım ile birleşecek bir yeşil alan tasarımları yapmak olarak belirlenmiştir. Bu tasarım anlayışından yola çıkarak iç mekanda ve dış mekanda yeşil alanlar yaratmak amaçlanmış, dış mekanda yaratılan yeşil alanlarda canlı, organik bir alan yaratmak hedeflenmiştir.

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

Restorantın kalbini büyük, iki katlı bir seradan oluşmaktadır. Restorant tasarımı yapılırken amaç kullanıcıyı daima yeşil, ferah bir alanın içinde hissettirmek olduğundan her iki kotta da oldukça fazla bitki kullanılmıştır.

Restaurant Väkst,Plan 1

Restorant, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.  İç mekan tasarımda geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak, tasarımda ekonomik olarak tasarruf edilirken aynı zamanda yaratılmak istenen doğal, sade ambiansa da katkı sağlanmıştır.

2) TARTUFO TRATTORIA RESTORAN

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

PROJE KÜNYESİ

Mimar: YOD Tasarım Ofisi

Proje Alanı: Ukrayna

Fotoğraflar: Andrey Bezuglov

Demokratik bir İtalyan restorantı tasarımı olan Tartufo Trattoria, Lviv Alışveriş Merkezi 3.katında yer almaktadır. Restorantın bir alışveriş merkezi içinde yer alması, mekanın tasarımı ister istemez olumsuz yönde etkilemiş, tasarım ofisi tarafından bu algı kırılmak için farklı ve yeni malzemeler kullanmaya özen gösterilmiştir. Mekan içinde kullanılan pirinç, beyaz mermer, meşe gibi malzemeler ile bükülmeler yaratılmış bu sayede şehrin hareketli dokusu mekan içinde kurgulanmıştır.

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

Salonun ortasında bir açık mutfak bulunmaktadır. Böyle bir çözüm şefin yemekleri hazırlarken , kullanıcıların onu izlemesine olanak verir, bu sayede yemek yemek ve hazırlamak eylemleri eğlenceli bir hal almaktadır. Aynı zamanda kuruluşundan bu yana odun ateşinde pizzasıyla ünlü olduğunu için mekannın içinde yanan bir odun sobası bulunmaktadır.

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

 

3)HAY HAY RESTORAN

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Vo Trong Nghia Mimarlar

Proje Alanı: Vietnam

Fotoğraflar: Hiroyuki Oki

Restoran, Da Nang ve Hoi An old şehirleri arasında Da Nang uluslar arası havalanına 16 km mesafede bulunmaktadır. Restorant tasarımı yapılırken amaç modern fakat huzurlu bir tropikal tasarım yapmak olarak belirlenmiştir.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

Restorant binanın sahip olduğu bambu strüktür devam edecek şekilde tasarlanmıştır. Kalabalık Gruplar, bambu kubbe altında birlikte bir aile yemek yemenin keyfini çıkarabilir ya da konik sütunlar yanında yer alan daha özel alanlarda yemek keyfini çıkarabilmektedir.Restoranda ayrıca gökyüzünün altında yemek yemek isteyenler için de açık bir alan sağlamaktadır.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

Restorant tasarımında kullanılan bambular, proje mekanından elde edilmiştir. Bambulara mekan içindeki görselde görülen  bükülme hareketini vermek ve bu şekilde sabitleyebilmek 4 ay sürmüştür.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

4)PLATFORM  MONSANT RESTORAN

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Platform-a Tasarım Ofisi

Proje Alanı: Kuzey Kore

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Platform Monsant  Restorant projesi, şehirden uzaklaşmak isteyen sessiz toplulukların yaşadığı, küçük bir yerleşim alanı olan Aeweol, Jeju’de bulunmaktadır. Ada hala volkanik toprak özelliklerini korumaktadır bu sebeple restorantın dış cephesinde yerel malzemeler kullanılarak, proje ve proje alanı arasında uyum sağlamak amaçlanmıştır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Dış cephe tasarımında kullanılan ve geniş yer tutan cam malzemeye karşıt olarak volkanik taş da kullanılmıştır. Tasarımcı ofise göre cam kısımlar geçiciliği sembolize ederken, taş kısımlar somutluğu ifade etmektedir.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Tek katlı yapının çatı terası her yöne açık bir gözlemevi olarak hizmet vermektedir. Teras çatı tasarımı  aynı zamanda yol, ev  ve site arasında görsel süreklilik sağlanmakta ve  tüm yıl boyunca bina yalıtımı yapmaktadır. Teras gündüzleri şeffaf tasarımı ile ışığı yansıtırken, geceleri de yapay ışık tasarımları sayesinde yapıya estetik bir görünüm kazandırmaktadır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Yapının iç mekan tasarımda, az insanın sade bir hayat sürdüğü proje alanı göz önünde tutularak sade bir tasarım yapılmıştır. İç mekanda oldukça az ve yalın malzemeler tercih edilmiş; mekanı dolu kılmak değil, boşlukları tasarlamak amaçlanmıştır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

 

 

 

 

 

 

 

 

THE BEST CINEMA DESIGNS

EN İYİ SİNEMA  TASARIMLARI

1) INFOVERSUM

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEW

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Archiview

Proje Alanı: Hollanda

Proje Yılı: 2014

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEW

Mimara göre Groningen merkezine yakın, Infoversum sinema tasarımı göz ardı edilemez. Yapı tasarımı itibariyle meraklı ve keşfedilmeye açık bir yapıdır, bu sayede kullanıcının ilgisini çekmektedir. Yapıda tasarım ve teknik birleştirilerek en üst düzeylerde kullanılmıştır.

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEW

Edwin Valentijn, Groningen Üniversitesi Astronomi Bilgi Teknolojileri Profesörü, halk için bilimi daha erişilebilir hale getirmek amacıyla yapıyı kullanmayı talep etmiştir. Yapı bu sayede hem bir bilim evi hem de kültürel faaliyetler veren bir yapı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapı ilk etapta mimarı tarafından geçici bir tasarım olarak inşa edilmiş olsa da çok beğenilmesi sayesinde kalıcı olması kararı alınmıştır.

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEWKullanıcılar etkileyici cam ana giriş girdikten sonra, kendilerini “Infowave” isimli mekanda bulurlar. Infowave görsel dijital sunumlar uyarıcı ile interaktif bir alandır. Gösterimler yapının kubbe şeklindeki tavanında yapılmaktadır. Bu kubbe tasarımı binanın kalbi olarak dikkat çekmektedir.

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEW

Infoversum bir sinema olmaktan öte aynı zamanda bir bilim evi ve deneyimleme merkezi olarak da kullanılmaktadır. Yapının her bir iç mekanında deneyimlemeye dayalı çeşitli tasarımlar ile kullanıcıların eğlenceli zaman geçirmesi hedeflenmiştir.

Infoversum,Courtesy of ARCHIVIEW

 

2) ARCHİPELAGO SİNEMA

Archipelago Cinema,© Piyatat Hemmatat

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Buro Ole Scheeren + Film on the Rocks Yao Noi

Proje Alanı: Tayland

Proje Yılı: 2012

Archipelago Cinema,© Doug Bruce

Almanya doğumlu, Pekinli mimar Ole Scheeren tarafından tasarlanan Takımadaları Sinema tarihinde bir ilk olarak anılmaktadır. Sinema, Kudu Adası’nda Nai Pi Lae lagününde sessiz suların ortasında  bir sal üzerinde inşa edilmiştir. Platformda özellikle az aydınlatma kullanılarak gece gösterimlerinde, görüntülerin karanlıkla iç içe geçmesi hedeflenmiştir. Tasarımın sade kurgusuyla kullanıcıyı doğayla bütünleştirmek amaçlanmıştır.

Archipelago Cinema,© Sixtysix Visual

Archipelago Cinema,© Sixtysix Visual

Sinema zemininde kullanılan malzeme yöre halkının ıstakoz avlamak için kullandığı ufak balıkçı teknelerinden elde edilmiştir. Böylece modüler, suda yüzebilen, proje alanının doğal güzelleriyle bütünleşebilen bir tasarım inşa edilmiştir.

Archipelago Cinema,© Sixtysix Visual

Archipelago Cinema,© Sixtysix Visual

 

3) DREAMCENTER

3XN Designs “DreamCenter” Entertainment Hub for Shanghai,© 3XN Architects

PROJE KÜNYESİ

Mimar: 3XN Tasarım Ofisi

Proje Alanı: Şanhgay

Proje Yılı: 2017

3XN Designs “DreamCenter” Entertainment Hub for Shanghai,© 3XN Architects

Şanghay’da 3XN tasarım ofisini tarafından kurgulanan yapı tasarımı sadece sinema olmaktan öte aynı zamanda bir festival ve etkinlik alanı olarak tasarlanmıştır, yapının yapımına ise 2017 yılında başlanacaktır. Yapı bittikten sonra Şanghay’ın ünlü geleneksel festivallerine de ev sahipliği yapacaktır.

3XN Designs “DreamCenter” Entertainment Hub for Shanghai,© 3XN Architects

3XN Designs “DreamCenter” Entertainment Hub for Shanghai,© 3XN Architects

 

4) WELTSPİEGEL COTTBUS

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Alexander Fehre

Proje Alanı: Almanya

Proje Yılı: 2012

Filmtheater Weltspiegel Cottbus,© Zooey Braun

100’den fazla yıllık geçmişi olan,  “Weltspiegel Cottbus” sineması Almanya’nın en eski sinema yapılarından biridir. Eski sinema salonu sadece tek bir gösterim mekanından oluşmaktaydı, bu yüzden mimardan ilk istenen mekanları çoğaltılması ve fonksiyonel hale getirilmesi olarak belirlenmiştir. Şuan ki tasarımla yapı 3 adet film gösterim salonu ve 1 adet bardan oluşmaktadır.  Yapıda erken sinema tarihinin referansları ve evrensel iç mekan tasarımı ile tarihin ve modern çağın bileşimi sağlanmıştır.

Filmtheater Weltspiegel Cottbus,© Zooey Braun

Binanın sahip olduğu tarihi sinema salonu 1911’de ilk tasarlandığı halde korunmuş, sadece aydınlatma elemanları ve oturma elemanları restore edilmiştir. Tavandaki aydınlatmaların aşamalı bir şekilde sönmesi sağlanarak sinema salonunda karanlıkta yıldızlı bir gökyüzünü anımsatacak bir tasarım geliştirilmiştir.

Filmtheater Weltspiegel Cottbus,© Zooey Braun

Yapıya yeni eklenen salonlarda ise siyah rengi ve gri tonları kullanılarak karanlık bir ambians yaratılmıştır. İç mekanda bal peteği formu kullanılmış, bal peteği şeklindeki modüllerin etrafı ışıklandırılarak estetik bir görüntü kazandırılmıştır. Modüllerin etrafında kullanılan aydınlatma izi aynı zamanda duvarlarda da devam ettirilmiştir.

Filmtheater Weltspiegel Cottbus,© Zooey Braun

 

THE BEST MUSEUM DESIGNS

EN İYİ MÜZE TASARIMLARI

1) SYDNEY OPERA BİNASI

Proje Künyesi

Mimar: Jørn Utzon

Proje Konumu: Royal Botanic Bahçeleri, Sanat Galerisi,Avustralya

Proje Yılı: 1973

Fotoğraflar: Jozef Vissel

Sydney’in sembolü haline gelen ve 20. yüzyılın en ünlü yapılarından biri olan Sydney Opera Binası, Danimarkalı ünlü mimar Jørn Utzon’nun en önemli eserlerinden biridir. Ünlü mimar, Sydney Opera Binası tasarımıyla 2003 Pritzker Mimarlık Ödülünü kazanmıştır. Ayrıca yapı UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesine eklenmiştir.

Opera binası 5 tiyatro salonunu içermektedir. Bunlar, 2679 koltuklu konser salonu, 1547 koltuklu opera tiyatrosu, 544 koltuklu drama tiyatrosu, 398 koltuklu oyun evi ve 364 koltuklu tiyato atölyesi ‘sinden oluşmaktadır. Yapının içinde toplam 1000 mekan bulunmaktadır. Bunlar içinde 5 tane prova stüdyosu, 60 tane soyunma odası, 4 lokanta, 6 bar ve çok sayıda hatıra dükkânı bulunmaktadır.

 

2) HARBIN OPERA BİNASI

Proje Künyesi

Mimar: MAD Architects

Proje Konumu: Harbin, Heilongjiang, Çin

Proje Yılı: 2015

Fotoğraflar: Hufton+Crow, Adam Mørk

MAD Architects, Çin’in kuzey şehirlerinden Harbin’deki opera binası projeleri ‘Harbin Opera House’un tamamlanmış halini paylaştı.

‘Harbin Cultural Island’ (Harbin Kültür Adası) temasıyla Songhua Nehri boyunca yer alacak bir peyzaj alanı, opera binası ve kültür merkezi içeren bir masterplanın oluşturulması için 2010 yılında düzenlenen uluslararası yarışmayı, MAD Architects kazanmıştı. Yarışmayı kazanan kıvrımlı opera binası tasarımı, Kültür Adası’nın odağında yer alıyor ve yaklaşık 1.796.804 m² olan toplam arazide 80.000 m² alan kaplıyor. İçerisinde 1600 koltuklu büyük bir tiyatro salonu ve daha küçük 400 kişilik bir tiyatro salonu bulunuyor.

 

3)GUANGZHOU OPERA BİNASI

Proje Künyesi

Mimar: Foster + Partners

Proje Konumu: 500, 2403 Flora St, Dallas, TX 75201, Amerika

Proje Yılı: 2009

Fotoğraflar: Courtesy of Foster + Partners

“Şekilsel ve kavramsal olarak izleyiciliğin dışında drama performansı kazanmak için çaba göstermiş bulunuyoruz.”
Spencer de Grey

Flora Caddesinin kuzeyinde, Dallas Sanat Merkezi Bölgesinin kalbinde yerleşmiş olan Winspear Opera Evi altı adet buluşma yerinden oluşmaktadır.Bina olabilen en iyi akustiği sağlamak için modern bir at nalı şeklinde tasarlanmış ve yaya akışı, toplanma alanları genel mekanlar içinde vurgulanmıştır.Şeffaf dış yüzey yer seviyesinde, galeri katında halkın toplanma yerlerini dışa vuracak niteliktedir. Bu yolla iç ile dış arasında güçlü bir bağ oluşturulmuştur.Büyük dış saçak Teksas’ın yakıcı güneşinden korumayı sağlarken dış mekanı kuşatır ve çevrede yıl içinde değişen genel alanlar oluşturmaktadır.

 

4) WINSPEAR OPERA BİNASI

Proje Künyesi

Mimar: Zaha Hadid Architects

Proje Konumu: Guangzhou, Guangdong, Çin

Proje Yılı: 2010

Fotoğraflar: Iwan Baan

Binanın “iki iri parça” tasarımı, nehir vadisi ve akarsudaki çakıl taşlarından esinlenilmiş olup, şehrin kültür merkezindeki Pearl Nehri kenarında bu alanı tamamlayıcı nitelikte tasarlanmıştır.300 metrekarelik sahne alanı, 400 kişilik bekleme salonu ile 1.800 kişilik izleyici ağırlayabilecek salona sahip olan binada 43 adet giyinme odası mevcut. Ayrıca balerinler, operalar ve orkestra için prova mekanları yer almaktadır.