ARCHITECT MURAT TABANLIOĞLU INTERVIEW ”CREATING AN URBAN FLOW OF AKM DESIGN THAT RESPECTS THE FUTURE AS MUCH A LOYALTY TO THE PAST

 

MİMAR MURAT TABANLIOĞLU RÖPORTAJI  ”GEÇMİŞE SADAKAT KADAR GELECEĞE SAYGILI TASARIM A ”AİT” KENTLİ BİR ” AKM” YARATMAK”

”En çağdaş performanslara ev sahipliği yapabilecek kapasitede bir opera, kültür-sanat mekanı elde etmek üzere onlarca disiplinle birlikte çalışıyoruz. Geçmişe sadakat kadar geleceğe saygılı olmanın bir arada değerlendirildiği tasarım çizgisinde, yoğun olarak kullanılacak kentli bir Atatürk Kültür Merkezi üretme fikri heyecan veriyor.”

Archisections a verdiği röportaj için öncelikle Mimar Murat Tabanlıoğlunun kendisine sorularımıza verdiği cevaplar için  teşekkür etmek isteriz.

1) Bugünkü mimarlık kariyerinizin arkasındaki, mimari yaklaşımlarınız, görüşleriniz nelerdir ? Şu an bulunduğunuz noktayı özetlersek, önceki yıllara göre olan değişiminizi mimari alanda nasıl anlatırsınız?
Türkiye’nin modernleşmesinde Hayati Tabanlioğlu’nun kazandırdığı mimari mirasla başlayarak, onun metodolojisini günümüz imkan ve yaklaşımlarına adapte ederek, kendi neslimden Türkiye mimarlarından biri olarak son 20 yılda edindiğimiz deneyimle, toplumların, akışkan, geçişken sosyal dinamiklerinin parametrelerini referans aldığımız çağdaş mimari perspektifte sürdürüyorum. 60’larda, Türkiye’de modern mimarinin batı dışı bağlamlarda uygulanmasında bir tür tezahürünü izliyoruz, bizler ikinci nesil olarak, 21. Yüzyıla uyum sağlayarak ve mekanın ve operasyonel alanların ihtiyaçlarında hızlı değişimi öngörerek, mimarlık pratiğine has sistematik yöntemi koruyarak yeni zamanlara uygun şekilde, şahsen ve projelerimizle evriliyoruz.
2) Size göre konsept nedir? Projeleriniz her zaman konsept odaklı mı gelişir ? Bir projeye başlarken nasıl başlarsanız ve bu süreç nasıl devam eder ?
Mimari, sadece planlama ve teknolojiye odaklanmakla kalmaz, aynı zamanda insanlara ve topluma odaklanır, sadece bugünü değil, aynı zamanda geleceği ve geçmişi de kapsamalıdır.
Mekansal yapılar, yaşanacak yerler, toplanacak yerler ya da temsili değerlere sahip ikonlar olarak, kentler var olmaya başladığından beri önemli roller oynamıştır.
Mimarlar doğal ve kültürel değerlere uygun tasarım yaparlar, her projenin seçilen materyali binanın “aidiyet” ve “amacı” terimlerini ifade etmeli ve karşılığında binalar yaşamı olumlu yönde etkileyen, sosyal unsurlar haline gelmelidir. Bir proje yer aldığı arazinin, bölgenin, iklimin, kültürün, bağlantılarının hikayesine atıfta bulunur. Bu nedenlerle konsept öncelikle bu değerlerin iyi araştırılması, analizi, kısıtların ve imkanların değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Bu yapıda kim/ler yaşayacak, önünden geçecek, hangi rüzgara, gün ışığına mağruz vs gibi onlarca girdiyi içerir.

3) Sürdürülebilirlik projelerinizin olmazsa olmazı denebilir mi ? Projelerinizi sürdürülebilir mimarinin izlerini taşıma açısından nasıl değerlendirirsiniz ?
Kentsel yapı ile toplumsal kalıplar arasındaki ilişki birbirini koşullandırır. Mimarlığın fiziksel ve elle tutulur olması nedeniyle bir yapıdan istikrar ve dayanıklılık beklenir doğal olarak. Bu nedenle malzeme inşa sürecinin en önemli seçimlerinden biridir. Malzeme gibi, projelendirme aşamasından inşaata, üretim biçimleri binanın çevresiyle ilişkisini -iyi ya da kötü – nasıl kuracağını belirler. Yeni bir bina, biçimi, işlevi ve konumu ile çevresine fayda sağlar ve ekler, ve direkt ya da endirekt kullanıcılarına ulaşır. Fiziksel, sosyal ve psikolojik bir etkiye sahip olan mimari yapı, özellikle hızlı teknolojik dönüşümler çağında, tüm bu ilişkilerin sağlıklı kurulabilmesinden sorumludur.

 

TA_New National Stadium Kosova

4) Malzeme oldukça geniş bir alan. Peki siz malzemeyi nasıl tanımlıyorsunuz? Projeleriniz bu alandaki inovasyonlardan ne ölçüde besleniyor? Yenilikçi ve sürdürülebilir malzemelere verdiğiniz önem nedir?
Yeni bir bina kullanıcılarına öncelikle malzeme aracılığıyla dokunur. Özellikle günümüzde “malzeme” tasarım sözlüğünün bir parçasıdır, Adolf Loos’un dediği gibi “Her materyalin kendi form dili vardır ve hiçbiri başka bir materyalin formlarını talep edemez.” Ayrıca, doğal ve kültürel bağlamda, her özgün projenin seçilen materyali, o binaya “ait”, özel olmalıdır, bu nedenle malzeme tasarımın özgünlüğü için önemlidir; görsel kimlik ve estetik üretiminde etkilidir.

TA_Dakar CongressCenter@EmreDorter

5)Günümüz mimarlığını göz önünde bulundurursak, yaşanabilir kentlerin geleceğini nasıl değerlendirirsiniz ? Sizce daha iyi bir kent ve beraberinde iyi bir gelecek için ne gibi yenilikçi çözümlere ihtiyacımız var ?
Araştırma ve bilgiye dayalı yaklaşımla, yeni çağdaş mekanlarda insani / bireysel ifadelerin, kavramların gerçekleştirilmesine olanak tanıyan stratejilerle yapılan, geleceğe ve geçmişin izlerine saygı duyan, rasyonel ve yeni tasarımlara ihtiyaç var bunun için.
Açık iletişim, işbirliği, bilgi ve fikir alışverişi; geçmişin yerel bilgilerini yüksek teknoloji ile birlikte düşünmek, farklı kültürlerin ve disiplinlerin birbirlerinin deneyimlerinden öğrenerek birbirlerinin çözümlerinden faydalanması zaman ve kaynak tasarrufu sağlayacaktır. Böylece sadelik, doğrudan iletişim mimari ürünün de amacı haline gelir.
6) Mimarlıkta form ve dil bir projeyi nasıl etkiler ? Genel olarak projelerinizdeki mimari diliniz her zaman belli bir çizgide midir ? Yoksa bu çalışılan projelere göre farklılık gösteriyor mu ?
Form fetişizmine takılmadan her yapı kendi bilgileriyle, dolayısıyla özgün formunda tasarlanır. Mimari her üretim aynı anda hem işlevsel hem de güzel olmalı ve çevresi, yeri, coğrafyası, topografyası, geçmişin izlerini taşımalıdır. En yeni teknolojiler dahil edilerek, sosyo-kültürel motifler temelinde yükselmelidir ve tasarımda yerel değerler, özgün ihtiyaçlara verilen karşılıklar olmalıdır. Aksi takdirde bina spesifik değil şablon olacaktır.

7) Mimari anlamda sizin için özel olarak nitelendirilebilecek ve bizi ‘‘en iyi yansıtan’’ dediğiniz projeniz hangisi ?
Temel kaygımız portföy çeşitliliği ne olursa olsun “butik” üretim tarzımızı korumaktır. Projelerimizi mimari çevrenin yanı sıra müşteriler ve son kullanıcıları tarafından değerlendirilir ve takdir eder.
8) Yeşil ve mavinin konsept olarak baz alındığı projeleriniz hangileri ? Kentlerde artan sorunları değerlendirirsek, projelerinizde yer verdiğiniz yeşil-mavi değerlerinden biraz bahsedebilir misiniz?
İstanbul’da her yapı doğal olarak mavi ve daha şanslı bir konumdaysa yeşili barındırır. Yeşile adapte olmak yerine, ne yazık ki o kadar az kaldı ki, yeşili yapıya katmak konusunda daha fazla katkımız oluyor. Var olanı korumanın tartışması olamayacağı gibi, zenginleştirmek ya da hatta yoktan var etmek, sadece peyzaj ya da yeşillendirme olarak değil, ağaçlandırma şeklinde ele almanın gerektiğini düşünüyorum. Sadece yeşil ya da mavi de değil, kahverengini de korumak, kayayı, toprağı projeyle birlikte yaşayacak şekilde değerlendirmek önemli. En son inşaatının sonuna yaklaşılan, Bodrum Loft projesini bu fikre örnek verebilirim.

Maça Kızı Hires- Heroimage

9) Bugüne kadar farklı tipolojilerde projeler tasarladınız, hayata geçirdiniz. Peki gerçekleştirmek istediğiniz, hayaliniz olarak belirtebileceğiniz bir proje var mı ?
Projeler, çevresel ve insani yaşam kalitesi açısından mümkün olan en etkin ve kapsamlı yaklaşımla gelecek için planlanmalıdır. Biz mimarlar heykeltıraş değiliz, insanların sağlıklı, kolay, huzurlu yaşam alanlarını hayal edip planlıyoruz, çağdaş standartlarda yaşadıkları, çalıştıkları, rahatladıkları veya oynadıkları yerde mutlu olmalarını umut ediyoruz.
10) Sürdürülebilirlik bağlamında ilham aldığınız, etkilendiğiniz uluslararası proje / projeler var mı? Kendi projelerinize bu nasıl yansır ?
Dünyada iklim felaketinin kıyısında olduğumuz bu dönemde gereken acil önlemler dışında, sürüdürülebilirlik çok geniş bir kavram, hangi çevrede, zamanda ve durumda neyi sürdürmek istediğiniz konusu her durumda farklı olabilir. Sadece doğayı değil, kenti ve bireyi ve toplumu odağa aldığınız, sürdürülebilir olması gereken tavırlar da bu mevzunun parçalarıdır. Her gerçek ve kaçınılmaz veri gibi, bu ihtiyaç da tasarımın öndemli bir bileşeni, yönlendirenidir.
11 ) Genç mimarlara önerileriniz nedir ?
Estetik her zaman en önemli konulardan biri olmasına rağmen, bir bina veya mekan, yani mimarlık, insanlar içindir ve çağdaş ihtiyaçlara ve işlevlere uyum sağlamalıdır. Aktüel bilgiye sahip olmak için kaynaklardan faydalanmak, gezmek, içinden geçmek, farklılıkları algılamaya ve anlamaya açık olmak, mimarinin bina yapımı değil yaşam biçimi olduğunu içselleştirmek gençlere tavsiyelerim.
12) Geçmişte yaptığınız projeler için şimdi teklif gelse farklı yapmak istediğiniz detaylar var mı ? varsa neler yapardınız ? Böyle bir projeniz varsa hangisi ?
Zaman da yer gibi bir veri, bugün zaman değiştiğine göre bu veri artık faklı bir biçimde tasarıma aksedecektir, doğal olarak. Aslında AKM bu konuda iyi bir örnek bence.

TA_Tabanlıoğlu Architects Atatürk Cultural Center foto PeterGarten

13) En çok hangi projenizle gurur duyuyorsunuz ? Neden ?
Her zaman en son projeye bu şansı vermek lazım.
14) Mimar olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz ?
Eğitim sonrası başka bir meslek seçecek olsam da, sanırım herhalukarda mimarlık eğitimi alırdım.
15) Mimarlık sizce nedir? En başarılı mimar olmak için hangi kriterler olmalı ? Yurtdışından ya da yurt içinden hangi mimar bu kriterlere uyuyor ?
İyi bir ruh hali için, kolay erişim, zaman kazandıran alanlar, güvenli çevre ve güvenilir altyapı ve elbette estetik bağlamında güzelliğine ihtiyaç vardır. Mimarların insanların keyifli olduğu, fonksiyonel, ve güzel yapılar üretmekten sorumlu olduğunu düşünüyorum.
16) AKM projenizde çalışırken hangi detaylara özellikle dikkat ediyorsunuz ? Bu projede çalışmak size neler hissettirdi ?
En çağdaş performanslara ev sahipliği yapabilecek kapasitede bir opera, kültür-sanat mekanı elde etmek üzere onlarca disiplinle birlikte çalışıyoruz. Geçmişe sadakat kadar geleceğe saygılı olmanın birarada değerlendirildiği tasarım çizgisinde, yoğun olarak kullanılacak kentli bir mekan üretme fikri heyecan veriyor.

 

17)Yaptığınız projeler genelde olduğu gibi mi uygulanıyor ? Değişimle uygulanıyorsa ortalama % kaç değişime uğruyor? Böyle bir projeniz var mı? Varsa hangisi ? Projede hangi detaylarda daha fazla bir değişim görülmekte ?
Mimarlık, tasarım ve inşa faaliyetidir; bu nedenle, gerekirse uzlaşmak ve projenizi her aşamada iyi analiz etmeniz gerekir.
Örneğin Beyazıt Kütüphanesi renovasyonu sırasında karşılaştığımız şapel kalıntısı için projede yapılan revizyon gibi, her zaman bu kadar ekstrem bir örnek olmayabilir ama, daha farklı nedenlerle de değişiklik gerekebiliyor.

Multidisipliner sürece inanıyoruz, uygulamalarımız sırasında dünyanın en iyi mühendislerine ve danışmanlarına danışarak mimarlık becerilerimizi geliştiriyoruz ve onlardan yeni çözümler bekliyoruz, bu aynı zamanda projenin daha iyi bir yapı olarak ayağa kalkmasında da önemli.

Okuma Odası @Emre Dorter

İç Avlu @emre Dorter

*Murat Tabanlıoğlu,  Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden 1992 yılında mezun oldu. Viyana’da önemli mimarlarla kazandığı deneyimin ardından 1990 yılında babası Dr. Hayati Tabanlıoğlu ile birlikte Tabanlıoğlu Mimarlık’ı kurdu.  Melkan Gürsel Tabanlıoğluda de ortak olarak gruba katıldı. Yaptığı çalışmalarla aralarında TMMOB Yapı Dalı Başarı ödülü ve Dubai’de Cityscape Architectural Review yarışmalarında aldığı iki büyük ödül bulunmak üzere bir çok ödül aldı. Başta Bilgi Üniversitesi’nde olmak üzere çeşitli üniversitelerde dersler veren Murat Tabanlıoğlu yurt içi ve yurt dışında konferanslar vermekte, ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapmaktadır. 2013 Ağa Han Ödülleri master jüri üyesidir.Tabanlıoğlu Mimarlık 1956 yılında kurulmuş, İstanbul’un Beyoğlu semtinde yer alan bir mimarlık firması. Kurucusu Hayati Tabanlıoğlu’dur.Tabanlıoğlu firmasının ilk dönemi 1956 ile 1990 arasındadır. Bu dönemde Hayati Tabanlıoğlu başta İstanbul’da yer alan Atatürk Kültür Merkezi (1956-1977) olmak üzere Erzurum Atatürk Üniversitesi ( 1958-1970), İstanbul Atatürk Havalimanı (1969-1984) gibi projeleri gerçekleştirdi. Türkiye’de modern anlamda ilk alışveriş merkezi olan Galleria Alışveriş Merkezi de (1986) Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlandı. Firmanın ikinci dönemi ise 1990 yılından günümüze kadar gelen süreçtir. Firma bu dönemde faaliyet alanını geliştirerek sadece mimarlık değil de danışmanlık, iç mimarlık, restorasyon ve mühendislik dallarının koordinasyonu gibi hizmetler de vermeye başlamıştır.

*Röportajı hazırlayanlar; Archisections içmimar Burçin Kaymaz, İçmimar Gizem Kahraman.

 

ARCHISECTIONS ”NATIONAL CREATIVE AND INSPIRING CITIES” AWARDS 2019

ARCHISECTIONS ”YARATICI VE İLHAM VEREN KENTLER YARIŞMASI ÖDÜLLERİ 2019

Archisections Yaratıcı ve İlham Veren Kentler İçin Ulusal Fikir Yarışması sonuçlandı. Yarışmaya katılan ve derece alan herkesi tebrik eder başarılarını dileriz.

Yarışmaya  yoğun  ilgileri için tüm  öğrencilere teşekkür etmek isteriz.

Yarışmaya yoğun ilgi yüzünden sistemde teslimlerde sorun yaşanmaması için çözüm için yarışma duyurumuza ek mail olarak gizemkahraman.2697@gmail.com dan teslim alındı onayının alınması gerektiği bilgisini vermiştik. Yarışma Duyurusunda da bu bilgiyi sizlerle paylaştık. Yarışmalarda teslim onayı almanız ve duyuruları takip etmek size söylenmeden yapmanız gereken önemli bir konudur. Duyuruları devamlı takip eden öğrenciler teslim onayı alabildiler yarışmaya katılma şansını edindiler.. Teslim onayı alamayıp yarışmaya katılamayan öğrenciler  kadar bizlerde üzüldük. Ancak jüri kararını verdiği ve süre dolduğu için yapacak bir şey olmadığını da ifade etmek isteriz.

Şartnamede belirtilen ödüllerin yanı sıra  9. 10. projeler Archisections sürpriz ödülü alarak  sadece RE 360 10 Aralık Swiss Otelde sergilenme hakkı 11. proje   İznik Gezi hakkı kazanmıştır..

JÜRİ RAPORU

Archisections Yaratıcı ve İlham Veren Kentler İçin Ulusal Fikir Yarışması asil jüri üyeleri Sevinç Ormancı, Melike Altınışık, Ümit T. Arpacıoğlu, Ece Ceylan Baba, Murat Gül, Elmira Gür, Demet Mutman, Mustafa Özgünler, Jean François Pérouse, Murat Tabanlıoğlu, Vehbi Tosun, Hülya Turgut, Han Tümertekin, Gülay Usta’dır. Asil jüri üyelerinden Jean François Pérouse, Nüket Güz, Hülya Turgut oyları ile dışardan destek vermiştir. Jürinin ortak kararı ile Sevinç Ormancı Jüri Başkanı olarak seçilmiştir.

Archisections Yaratıcı ve İlham Veren Kentler İçin Ulusal Fikir Yarışması jüri değerlendirmesi, 4 Aralık 2019 Çarşamba günü saat 10:00’da İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleştirilmiştir. Yarışmaya 26 farklı üniversiteden toplam 77 proje katılmıştır.

Yarışmaya katılan ve şartnameye uygun olmayan 10 proje (ANGST, 908791, 170920, 135249, 59647, 051096, 26113, 17981, 2130, 0244) hakkında jüri ortak karar almıştır. Bu projelerden 7 tanesi (ANGST, 908791, 170920, 135249, 051096, 2130, 0244) yarışma şartnamesinde belirtilen 5 haneli rumuz oluşturma kuralına uymamaları sebebiyle yarışmadan diskalifiye edilmiştir. 2 tanesi (59647, 17981) yarışma şartnamesinde belirtilen iki adet teslim paftası şartını yerine getirmeyerek bir adet pafta ile yarışmaya katıldığı için yarışmadan diskalifiye edilmiştir. 1 tanesi (26113) yarışma şartnamesinde belirtilen dikey pafta teslim şartını yerine getirmeyerek yatay paftalar ile katıldığı için yarışmadan diskalifiye edilmiştir. Alınan kararlar sonucu 67 proje değerlendirmeye alınmıştır.

1.eleme turunda değerlendirmeye alınan 67 projenin yarışma şartnamesinde belirtilen bağlam, konu ve kavramlar ile olan ilişkileri değerlendirmeye alınmıştır. Konuyla yeterli ölçüde ilişki kuramayan, kurduğu ilişkiyi güçlü biçimde ifade edemeyen ve olgunlaşmamış 14 proje (87983, 72703, 63633, 54972, 52525, 25948, 24235, 22095, 20007, 19703, 13048, 01825, 01104, 00116) oy birliğiyle elenerek, 53 projenin 2. eleme turuna geçmesine karar verilmiştir.

  1. eleme turunda katılımcıların konuyu ele alış şekli, fikrin olgunlaştırılması, bağlama dair yaratıcı fikirler üretilmesi ve kullanılan sunum teknikleri ile fikrin ifade edilmesi değerlendirmeye alınmıştır. Bu turda 11 proje (91119, 81024, 67678, 42014, 37125, 37061, 34011, 17269, 14414, 11021, 10530) oy birliğiyle, 22 proje (98686, 60712, 42758, 41109, 32844, 28119, 28011, 27516, 25697, 23651, 23571, 23230, 21021, 19404, 17827, 17048, 14053, 11601, 08038, 05079, 01646, 01365) ise oy çokluğuyla elenerek, 20 projenin 3. eleme turuna geçmesine karar verilmiştir.
  2. eleme turunda özgünlük, yaratıcılık, teknik kullanımı ve kavramsal yaratıcılık değerlendirmeye alınmıştır. Bu turda 2 proje (98564, 72581) oy birliğiyle, 7 proje ise (84281, 71795, 61028, 37912, 36721, 12072, 04616) oy çokluğuyla elenerek, 11 projenin 4. eleme turuna geçmesine karar verilmiştir. Genel olarak bu turların sonucunda, şartnamede belirtilen kavramlar ile yaratıcı ve ilham veren şehir noktasına gelebilmek için, toplumun ve tasarımcıların bu konuda üzerine düşen çok görev olduğu kararına varılmıştır. Kavramsal çerçevede mevcut olan doğaya dair fikirlerin projelere yansıtılması durumunda çözüm odaklı sonuçlara aha fazla yer verilmesi gerektiği görülmüştür.
  3. tur değerlendirmesi sonucunda 11 projeden,
  • 56158 Mansiyon Ödülüne
  • 17829 Mansiyon Ödülüne
  • 22039 Mansiyon Ödülüne
  • 11789 Mansiyon Ödülüne
  • 39720 Mansiyon Ödülüne
  • 14161 Üçüncülük Ödülüne
  • 25017 İkincilik Ödülüne
  • 17385 Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.
  1. Tur Değerlendirmesinde Elenen Projeler

40706 rumuzlu proje

40706 rumuzlu projenin yarışma şartnamesinde belirtilen kavramlarla kurduğu ilişki, oluşturduğu senaryo ve kullandığı güçlü sunum teknikleri aracılığıyla fikrini ifade etmesi jüri tarafından olumlu bulunmakla beraber, konumlandığı boğaz köprüsünü yalnızca bir altlık olarak değerlendirmesi ve bu duruma yönelik kentsel stratejisi zayıf bulunarak 4.turda elenmesine karar verilmiştir.

48347 rumuzlu proje

48347 rumuzlu projenin kentsel ölçekteki analizlere dayanan bir tasarım projesi olması ve bu bağlamda stratejiler geliştirmesi jüri tarafından olumlu bulunmuştur. Ancak geliştirmiş olduğu kentsel stratejinin olası mekansal ve atmosferik karşılıkları jüri tarafından eksik bulunarak 4.turda elenmesine karar verilmiştir.

 

51647 rumuzlu proje

51647 rumuzlu projenin kavramsal yaklaşımı tarafından jüri tarafından başarılı bulunmuştur. Fikirlerinin özgünlüğü ve bu fikirlerin grafik ifadeleri olumlu bulunmakla birlikte, bir fikir projesine dönüşme ve bu bağlamda bir çözüm sunma açılarından yetersiz bulunarak 4.turda elenmesine karar verilmiştir.

 

ÖDÜL GRUBU

EŞDEĞER MANSİYON 5 – 56158 rumuzlu proje

56148 rumuzlu “Mimarinin Parametrik Evrimi” isimli projenin geliştirdiği stratejik yaklaşım, bu yaklaşımla ortaya çıkan kentin üreme potansiyeli ve bu fikirlerin aktarılmasında kullanılan sunum teknikleri jüri tarafından olumlu bulunmuştur. Elde edilen çıkarımların bir fikir projesinin temsiliyetine dönüşme aşamasındaki yetersizlikleri eleştirilerek eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

EŞDEĞER MANSİYON 4 – 17829 rumuzlu proje

17829 rumuzlu projenin mevcut bir dokuyu yeniden değerlendirebilme ve kendisinin çoğalabilme potansiyeli jüri tarafından olumlu bulunmuştur. Ancak projenin mottosu olan “Hiçbir şey kaybolmaz, her şey dönüştürülür” fikrinin eksi kotlarda yeterince hissedilememesi ile mevcut dokunun dönüşümden önceki ve sonraki hallerine dair grafik ifadelerin eksik olması sebebiyle eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

EŞDEĞER MANSİYON 3 – 22039 rumuzlu proje

22039 rumuzlu “Pitrogos Yavaş Şehir” isimli projenin yatay eksende kentin içerisine sızma halleri jüri tarafından başarılı bulunmuştur. Ancak proje önerisinin yeterince olgunlaştırılamaması ve kullanılan 3 boyutlu temsil araçlarının fikri yansıtmakta zayıf kalması nedenleriyle eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

EŞDEĞER MANSİYON 2 – 11789 rumuzlu proje

11789 rumuzlu “Bio-Towers, 2100” isimli projenin yarışma şartnamesinde belirtilen kavramlarla kurduğu ilişki, ütopyacı senaryo kurgusu, üretmiş olduğu alternatif bir atmosfer ve yaşam alanı jüri tarafından olumlu değerlendirilmiştir. Ancak mevcut doku, durum ve yerle bağlamının kopukluğu ve referanssız, yepyeni bir yaşam ortamı önermesi durumları eleştirilerek eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

EŞDEĞER MANSİYON 1 – 39720 rumuzlu proje

39720 rumuzlu “Mobius City” isimli projenin gündelik hayatın birçok alanına dokunan önerisi ve katmanlı yapısı jüri tarafından olumlu değerlendirilmiştir. Fakat bu zengin potansiyelin yalnızca diyagramatik temsil yöntemleri aracılığıyla aktarılması eleştirilmiş, projenin eşdeğer mansiyon ödülü almasına karar verilmiştir.

ÜÇÜNCÜ ÖDÜL – 14161 rumuzlu proje

14161 rumuzlu, “Urban Fractal” isimli projenin yarışma şartnamesinde belirtilen kavramlarla kurduğu ilişki sonucunda ürettiği distopik senaryo jüri tarafından başarılı bulunmuştur. Modern dönem işçi blokları ve türevi mega blokların kurgulanan senaryo perspektifinden yorumlanması da olumlu değerlendirilmiştir. Ancak yorumlanan blokların birbirlerine bağlantılarının yalnızca iki kot ile sınırlandırılması, blokların ara katlarındaki ilişkilerin ve buralardaki ortak yaşam alanlarının eksikliği eleştirilerek, jüri tarafından üçüncülük ödülüne layık görülmüştür.

İKİNCİ ÖDÜL – 25017 rumuzlu proje

25017 rumuzlu, “OCT-VILL, Octagonal Villages” isimli projenin yarışma şartnamesinde aktarılan kavramlarla kurduğu ilişki, kavramsal yaklaşımı, kentsel ölçekteki stratejisi ve önerilen yapısal organizmanın büyüme ve üreme potansiyeli jüri tarafından başarılı bulunmuştur. Yayılımın üç boyutlu ifadeleri desteklenmekle birlikte, kurgulanan kentin zamana dayalı yayılımının daha düzensiz özellikler göstermesinin projenin potansiyellerini artıracağı düşünülerek eleştirilmiş ve jüri tarafından ikincilik ödülüne layık görülmüştür.

BİRİNCİ ÖDÜL – 17385 rumuzlu proje

4.12.2019 tarihinde oylamaya katılan Jüri üyelerinin 8.12.2019 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda, birincilik ödülü kazanan projede yer alan eskiz niteliğindeki çizimin Nick Elias’a ait olan ve http://cargocollective.com/nickelias/Water-Conservation-Perception web sayfasında yayımlanmış “Water Conservation Perception” Projesine ait çizim ile örtüştüğü ve esinlenme düzeyini aşarak sunumda kullanılması nedeni ile 1.lik ödülünün iptaline ve verilen derecenin geçersiz sayılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

EŞDEĞER MANSİYON 5 – 56158 rumuzlu proje

FURKAN ÖZATA – YAŞAR ÜNİVERSİTESİ

KIVILCIM YAVUZ – YAŞAR ÜNİVERSİTESİ

FURKAN ŞAHİN – YAŞAR ÜNİVERSİTESİ

EŞDEĞER MANSİYON 4 – 17829 rumuzlu proje

NİLRA ZORALOĞLU – ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

BARKIN KARABAŞ – ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

EŞDEĞER MANSİYON 3 – 22039 rumuzlu proje

DAMLA MİHRİŞAH SULTAN KİN – İSTANBUL SABAHATTİN ZAİM ÜNİVERSİTESİ

EŞDEĞER MANSİYON 2 – 11789 rumuzlu proje

FERHAT ÇERKEŞ – ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ

OĞUZHAN BAYKAL – ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ

EŞDEĞER MANSİYON 1 – 39720 rumuzlu proje

EGE ÖZKALAN – ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ

GÜLİZ GENÇ – ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ

AYÇA YILMAZ – ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ

ÜÇÜNCÜ ÖDÜL – 14161 rumuzlu proje

BETÜL ÖZ – BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

RUHİ ALİBAYLİ – BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

 

İKİNCİ ÖDÜL – 25017 rumuzlu proje

BESTE İNAN – İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

TANSU YANIK – İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

 

 

BİRİNCİ ÖDÜL – 17385 rumuzlu proje

4.12.2019 tarihinde oylamaya katılan Jüri üyelerinin 8.12.2019 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda, birincilik ödülü kazanan projede yer alan eskiz niteliğindeki çizimin Nick Elias’a ait olan ve http://cargocollective.com/nickelias/Water-Conservation-Perception web sayfasında yayımlanmış “Water Conservation Perception” Projesine ait çizim ile örtüştüğü ve esinlenme düzeyini aşarak sunumda kullanılması nedeni ile 1.lik ödülünün iptaline ve verilen derecenin geçersiz sayılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ilk 8 ödülün yanı sıra 9. 10. olan projeler Archisections süpriz ödüller alarak sadece RE360 ve  üniversitelerde  sergilenme hakkı kazanmıştır. 11. olan proje ise İznik Gezi Kazanmıştır.

9.  PROJE 51647 rumuzlu proje

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

ŞEHMA ÇETMEN, YAĞMUR KAYA, HABİB YILMAZ, YUSUF SALMAN, MERT YAVAŞ,

 

10.  PROJE 48347 rumuzlu proje

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

CAN ÇOBANOĞLU, AHMET BERK HOT, ORÇUN TELCİ

 

11. PROJE 40706 rumuzlu proje

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ

SELİN ÇAMUR,

İREM SERTELLİ

 

 

 

 

 

 

 

 

2017 TRIENNALE TASARIM HAFTASI SERGİSİ…

TRIENNALE DESIGN WEEK EXHIBITION

Triennale di Milano, Milano Tasarım Müzesi geçtiğimiz günlerde Milano Tasarım Haftası nedeniyle Japonya, Kore, Hong Kong, İstanbul, Lisbon ve İtalya’dan katılımcılarla 17 uluslararası sergiye ve Giro Giro Tondo- Çocuklar için tasarım sergisine ev sahipliği yaptı…

Sergide İstanbul Tasarım Vakfı, sanatı ve zanaatı, kültürel miras, yerel işçilik ve çağdaş tasarımı harmanlayan 42 sanatçınin 80 kadar eserinden oluşan “entangled-dolanık” atölyeler sergisi ile temsil edildi.

Lüks yat üretiminde önde gelen tersanelerden biri olan Sanlorenzo’nun enstelasyonu Milano’ya denizi getirmişti.

Japonya’dan Design Association NPO’nun organize ettiği sergi, Japon geleneğinin günümüz tasarımıyla içi içe geçmiş örneklerini sunmaktaydı.

Kore Craft & Design Foundation seramik işçiliğinin en ustalıklı örneklerinin sergilendiği bir sergi ile tasarım haftasında yerini almıştı.

“An Imaginary City-Hayali Şehir” sergisi Abet’in 60. Yılı için hazırlanmıştı. Bu kent belki de Italo Calvino’nun tasvir ettiği hafızanın kenti Isidora idi. Sergi 1960’lardan bu yana stillerin, yaşam tarzlarının izlerini endüstriyel ürünler üzerinden sürmekteydi.

Fotoğraflar Sibel Acar

AWARE LIFE AND ART

FARKINDA YAŞAM VE SANAT

Farkında yaşamak, Mindfulness, meditasyon gibi farklı toplumlarda birçok farklı isimle tanıtılmaya çalışılan içsel bilim; yani gözlemin dışarıda bir obje yerine, bireyin iç dünyasına dönük olarak yapılması (bireyin kendi iç dünyasına izleyici ve gözlemci olarak ışık tutması) ile ilgili metotlar binlerce yıldır uygulanmaktadır. Kişinin iç dünyasını bireysel olarak araştırması için tasarlanmış birçok eski ve yeni metodolojiler bulunmaktadır.

Kişinin anda kalması, rahat ve etkin yaşaması, yaratıcılığını ve verimliliğini en üst seviyede kullanabilmesi, gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilmesi, tüm varoluşu ile yaşayabilmesi adına tasarlanmış bu metodolojiler üzerine dünyanın önde gelen üniversitelerinde çok sayıda araştırma ve çalışma yapılmıştır. Bu araştırmalar/ deneyler doğrultusunda mindfulness veya farkındalık üzerine birçok bilimsel makale yayınlanmıştır. 1980’lerde yaklaşık yılda 8 bilimsel makale yayınlanırken 2015 yılına doğru bu sayı yılda 500 makaleyi geçmiştir.

Yapılan deney ve araştırmalarda tekniklerin hayattan kopmak değil gündelik hayatın içinde etkin, yaratıcı ve sakin bir şekilde var olmaya faydalı olduğu görülmüştür. Artık bu metodolojiler basit, sıradan ve çağdaş yaşam tarzının doğal unsuru olarak sunulmaktadır.

Farkında yaşam metodolojilerinin temelinde rahatlama bulunmaktadır. Kişiler nefes, beden egzersizleri, dans veya benzeri birçok yöntemi kullanarak rahatlamaya başlayabilirler. Gerginlik, huzursuzluk, baskı ve korkunun hüküm sürdüğü içinde bulunduğumuz çağda, bu teknikler kişilere dışsal bir aktivite yapmadan kendi iç dünyalarında gevşeme imkanını sunmaktadır.

Farkında yaşamak bir şeylere odaklanıp bireyler üzerinde baskı yaratmak değil, aksine aynı sokakta olan biteni izlermiş rahatlığında hiç bir şeye dahil olma gereği duymadan, hiç bir şeyle özdeşleşme ihtiyacına girmeden kişinin kendi iç dünyasını ( düşüncelerini, duygularını) ve çevresinde olup bitenleri rahat ve seçimsiz bir farkındalık ile gözlem yapması ile devam eder. Bu teknikler kişinin kendi dünyasında ve çevresinde olup bitenleri tüm gerçekliği ile gözlem yapmasına yardımcı olur.

Normal şartlarda odaklanma, dikkat yoğunlaştırma ve baskı üzerine tasarlanmış mücadeleci ve kişiyi gerginleştirerek başarısızlığa iten yaşam tarzının aksine farkındalık ve gözlemcilik içeren yaklaşım, bireyin en iyi haline ulaşabilmesi için bütünsel bir yoğunlukta anın içinde olmasına yardımcı olmaktadır.

Rahatlamadan sonra gelen ikinci aşama her şeyi olduğu gibi açık gerçekliği ile gözlemleyip kabul etmeye dayanır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek, roller ve maskelerden vazgeçmek, başkalarını memnun etme ve etkileme çabalarımızdan vazgeçmek, yaralarımızı gizlemeyi çalışmayı bırakmak ve her şeyi olduğu gibi görmek farkındalığa giden yolun temellerini oluşturur. Bu yolculuğun ilk adımları da bedensel gözlemle oluşur. Her hareketin, her adımın farkında olmak, bedendeki duyuları gözlemlemek ve güçlü bir beden farkındalığı yaşamak. Gözlemledikçe beden doğal olarak gevşemeye başlar. Daha sonra aynı gözlemleme hali zihne yani düşüncelere geçer. Ve düşünceleri özdeşleşmeden gözlemlemeye başlar.

Seçim yapmak zorunda hissetmeden, bir özdeşleşme yapmadan yaşanan seçimsiz farkındalık ve gözlem hali kişiyi mekanik/ otomatik davranış kalıplarından dışarıya çıkartır. Saati diğer kola takmak, dişleri diğer elle fırçalamak, her zaman oturduğundan farklı bir yere oturmak, güne her zamankinden farklı başlamak, gözler kapalı duş almak, nefes ritmini farketmek ve bilinçli değiştirmek gibi dışsal bazı tekniklerde kişinin mekanikleşmiş/ kalıpsallaşmış alışkanlık zincirlerini kırmasına yardımcı olur. Duygusal farkındalık; duygularla, içgüdüsel dürtülerle ve zihinsel baskılarla mekanik/kalıpsal hareket etmenin ötesine geçmeye, bilinçli ve spontane davranabilmeye, bağımsız bir bireyin gelişmesine destek olur.

Farkındalığı belli bir seviyeye gelip düşünce ve duyguların ötesinde olduğu anda kişi tam da kendisi olur. Bir tanık olarak var olmak, farkındalık tekniklerinin uygulanması ile bireylerin sübjektif olarak yaşadığı kişiye özel bir deneyimdir.

 

Farkındalık yaşama veya eyleme karşı değildir. Eylemler aynı yoğunluğu ile devam eder, hatta belki daha bile yoğun devam eder. Belki daha da yaratıcısınızdır, daha da yaşam dolusunuzdur ama mesafelisinizdir. Olan biten her şeyin gözlemcisinizdir.

Bu bağlamda yapılan bilimsel araştırmalardan bazıları aşağıdaki gibidir

  1. Altı ay düzenli jonglörlük yapan kişilerin beyinlerinde alışık olandan farklı bir düşünce sistemini tetiklediği için büyük değişimler görülmüştür. Gurdjieff isimli bir felsefecinin yarattığı danslarda zihinde benzer bir değişiklik yaratmaktadır
  2. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir meditasyon araştırmasında 8 hafta boyunca her gün 1 saat meditasyon yapan kişilerde yapmayanlara oranla beş kat daha fazla sakat bir kişiye yardım etme eğilimi gözükmüştür.
  3. Tıp artık beden ve zihni bir bütün olarak görmeye başlamış Candace P. Bert duygularımızın bütün beden dağılmış moleküler olaylar olduğu kanısına varmıştır. Malcolm Glodwall kitaplarında yüzünde yeterince uzun süre üzgün ifade veren kişilerin sonunda depresyona girebileceklerini vurgulamıştır. Yani bedende yaşanan değişikliklerin zihni etkilediği üzerine birçok araştırma vardır. Bedensel olarak yaşanan rahatlamada aynı şekilde zihni etkilemektedir.
  4. Massachussets General Hospital’da görev yapan Sara Lazar, meditasyon ve farkındalık teknikleri üzerinde beyin taramaları yaparak araştırma gerçekleştirmiştir. Ve 50 yaşındaki meditasyon yapanların 25 yaşındakilerle beyinlerinin ön korteksinde aynı oranda odaklanma, netlik, karar mekanizması ve hafızayı etkileyen gri maddeye sahip olduklarını görmüştür. 8 hafta yapılan meditasyon uygulamalarından sonra beynin 4 farklı bölümünde kalınlaşma. güçlenme görülmüştür.
  5. Rönesans Sanatçılarından Michelangelo’ya David heykelini nasıl yaptığı sorulduğunda ‘’Mermerin David olmayan her bölümünü yontarak’’ cevabını verdiği söylenir. Farkındalık aynı bunun gibidir. Farkındalık bir şeyleri zorla dayatmak değil aksine bireysel gerçeği, özü ortaya çıkartmak kısacası daha fazla ve daha fazla kendin olma sanatıdır. Kişiye ağırlık ve gerginlik yapan, kişiye ait olmayan her türlü özdeşleşmeden kişi kendisini aynı soğanın kabuğunu soyar gibi farkındalıkla arındırır. Her geçen gün daha ve daha kendisi olur.
  6. Sanatçının sanatını ifşa ederken yorumsuz kalmasının ve olanı olduğu gibi göstermesinin, her şeyi olduğu gibi sunabilmenin keskinliğini ve gizemi ile sanatın içsel bir terapi bazında kullanılımın arasındaki fark üzerine tartışmalar çok uzun zamandır devam etmektedir. .

Yüreğin gerçeğini özleyen, arayan, hayatın getirdiği problemleri çözmeye çabalayan, şeylerin ve olayların özüne ve kendi varlıklarının içine nüfuz etmeye çalışan sorgulayıcı zihinler vardır. Bir insan sağlam şekilde muhakeme eder ve düşünürse, bu problemleri çözerken hangi yolu takip ederse etsin, kaçınılmaz şekilde kendisine dönmeli ve işe, kendisinin ne olduğu ve içinde bulunduğu dünyadaki yerinin ne olduğu probleminin çözümüyle başlamalıdır.” cümlesini 1900’lü yılların başında sarfeden “İnsanın Uyumlu Gelişimi Enstitüsü”nün ve ‘’Dördüncü Yol’’ öğretisinin kurucusu Gurdjieff, Objektif ve Subjektif olmak üzere iki tür sanattan bahseder.

Subjektif Sanat olarak bahsettiği sanat kişinin çok da farkında olmadığı, sorumluluk almadığı, bir yerde içini boşalttığı bir sanattır. Kişi kollektif etkiler, kültürel şartlanmalarında tesirinde kalarak Gurdjieff sözleri ile ‘’ kazara bir şeylerin kendini var etmesine sebep olur. Yani sanatçı kendisinin bile anlayamadığı ve üzerinde kontrol de kuramadığı fikirlerin, düşüncelerin ve ruh hallerinin etkisi altındadır. Bu etkiler sanatçıyı yönetir ve herhangi bir formda kendisini ifade eder.’’

Objektif Sanat ise kişinin tüm koşullanmaların, fikir ve duyguların ötesinde bir derinliğe ulaşabildiği ve gerçekten niyet ettiği şeyi yaratabildiği sanat şeklidir. Sanatçının her türlü etkinin farkında olup, bilinçsiz ve kazaen bir şeyler yaratmak yerine tam da farkında olduğu noktadan kontrol kendisinde olarak gerçekleştirdiği sanattır. Ve Gurdjieff’in sözleri ile objektif sanatta ‘’ Sanatçı tam niyet ettiği şeyi sanatı ile karşısındakine taşır ve sanatçının ulaştırmak istediği tüm fikir ve duyguları gözlemci tam da aynı şekilde hisseder.’’

Sadece dışa bakmamız için gösterilen filtreli pencerelerin, hissetmemiz için izin verilmiş belli duyguların dışında kalan kapı ve pencerelerden olana bakmak ve izin verilmiş, öğretilmiş veya öğretilmemiş her çeşit insana ait duyguyu kişinin kendisine hissetmek için izin vermesi bireyin kendisi ile ve gerçekle yakınlaşmasına yardımcı olmaktadır. 21. yüzyılın temel tehditlerinden biri olan kendine yabancılaşma sendromuna karşı atılabilecek önemli bir adımın kişinin dışsal faktörler karşısında yaşadığı bireysel/içsel deneyimleri araştırıp, yaşadığı farkındalık karşısında sorumluluk almak olduğu Gestalt tekniğinde dahil olduğu çağdaş psikolojide çok kabul edilir olmuştur.

Bütün toplumsal kurguyu bir tarafa bırakıp salt yalınlığı ile gerçeği görebilme deneyimine İngiliz yazar Aldous Huxley’de ‘’ Algı Kapıları’’ adlı kitabında yer vermiştir. William Blake’in ‘’Eğer algı kapıları temizlenseydi, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz’’ cümleleri ile kitabına başlayan Huxley ,Van Gogh’un ‘’ Sandalye’’ isimli resmi üzerine kitabında şu yorumları yapmıştı .

‘’ Van Gogh’un gördüğü iskemle özde benim gördüğüm iskemleydi, buna hiç kuşku yoktu. Ama sıradan algılamayla kıyaslanamayacak derecede daha gerçek bir sandalye olduğu halde, resimdeki şey, yinede gerçeğin olağanüstü etkileyici bir sembolünden başka bir şey değildi. Gerçekte açığa vurulan şey Öylelik’/Olduğu gibi olma/Olma hali idi’’

Asırlardır kullanılan farkında yaşam metodolojileride bir yerde insanı bu hale davet etmişlerdir. Şimdi ve Burda’nın içinde Isness/Öylelik/Olduğu gibi olma/Olma Hali.

Gurdjieff, Buddha gibi mistik/öğretmenler bu hali; hayattaki her türlü gizeme açılan bir köprü olarak görmüşlerdir.

IN THE 11. YEAR CONTEMPORARY ISTANBUL

 11.YILINDA CONTEMPORARY İSTANBUL

Çağdaş sanatı geniş alanda sanatseverlerle buluşturan Contemporary Istanbul, bu sene de Akbank’ın katkılarıyla İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 11. Yılında sanatseverlere kapılarını açtı.

14902976_728353583989255_5124595959297555538_o

Türkiye ve uluslararası birçok sanatçının ülkemizdeki sanatseverlerle buluşmasına fırsat sağlayan Contemporary Istanbul ülkemizdeki en önemli kültür sanat etkinliklerinden. Buyıl 03-06 Kasım 2016 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi ve Sergi Sarayı’nda sanatseverlerle buluşacak olan fuara 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçı toplam 1.050 eseriyle katıldı

contemporary-resim-2016

contemporary-8contemporary5

Sanata meraklı olan tasarımcılar, mimarlar, içmimarlar ve her fırsatta müzayedelere katılan birileri için ülkemizde bu tür büyük sanatsal organizasyonlar olması heyecan verici.

Fuara katılan sanatçılardan bazılarının sanat eserlerini sizler için seçtik. Ahmet Gümüştekin, Sevincy, Çağatay Odabaş, SilviaPorzionato bu eserlerden bazıları

 

contemporary7contemporay22

11. yılını kutlayan Contemporary İstanbul’a bu yıl, 20 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçı 1500’ü aşkın eserle katılıyor. Fuar bu yıl yeni bölümü CI Design kapsamında 32 tasarımcı ve Plugin bölümünde 18 yeni medya sanatçısını ağırlıyor. İstanbul’u çağdaş sanatın merkezi haline getiren Contemporary Istanbul’un 2 Kasım Çarşamba günü gerçekleşen davetini yurt içinden ve yurt dışından çok yüksek sayıda koleksiyoner izlerken açılış davetinde 11 bin sanatsever fuarı ziyaret etti.

feryal-gulman-ahmet-gunestekin-eseri-onunde sevincy

ceylan-atukcontemporary-0

contemporary-kadincontemporary-erkek

Contemporary Istanbul’a ilişkin bu bilgileri paylaşıyorken Akbank’ı yıllardır contemporary e verdiği destekden ötürü unutmak olmaz 2007 yılında beri  Contemporary Istanbula sponsorluk desteği veren Akbank, bu yıl da fuarın ana sponsoru oldu. Sanatın değişik dallarını geniş kitlelerle buluşturacak etkinliklere bankaların bu şekilde destek olması çok önemli. Bu nedenle Akbank Contemporary Istanbul’a verdiği destekten ötürü özel bir ilgiyi hak ediyor. Bu arada Akbank’ın ana sponsor olmasının yanında birçok büyük firma da farklı alanlarda Contemporary Istanbul’a sponsor olarak destek veriyor. Contemporary Istanbul’a sponsor olan tüm firmaları görmek için www.contemporaryistanbul.com u ziyaret

edebilirsiniz.

contemporary-res

cem-yilmaz-contemporary

 

GET AS GUESTS THE FLAMINGOS IN YOUR HOME!

FLAMİNGOLARI EVİNİZDE MİSAFİR EDİN!

Sıcak ülkelerin sıcak renkleri ile çarpıcı, zarif kuşları bu yıl modada söz sahibi! Her hareketleri sahip oldukları her detay yükselişte, takipçileri artışta! Sadece moda değil tasarımın her alanında da tercih ediliyorlar. Yazın sıcak günlerini tercih eden bu güzel ve zarif kuşları siz de bu yaz evinizde misafir edebilirsiniz! Çünkü sadece moda değil tasarım dünyasını da etkisi altına aldılar. Yarattıkları etkiler inanılmaz çarpıcı!

Yazın olduğu kadar kışlık mekanınıza çok uzun bacaklı, uzun boyunlu, kıvrık gagalı olan bu kuşları misafir ederek doğadan getirdikleri gücü, güzelliği mekanınıza yayarak canlandırmak elinizde! Eğer siz de Flamingo hayranı iseniz ve mekanınız da flamingoları misafir edecekseniz, öncelikle Flamingoları anlatan yazımızda onları çok iyi tanıyalım. Nasıl yaşarlar, nerede yaşarlar ve doğada hangi renklerle uyum içindedirler?

Flamingolar konik biçimli yuvalarını bataklık yerlerde yaparlar. Yuvaları çamurdandır. Flamingoların başlıca üç cinsi vardır. Bunlar, Afrika, Asya ve Güney Amerika’nın tropikal ve yarı tropikal bölgelerinde yaşarlar. Ayrıca Güney Avrupa’da yaşayan çeşitleri vardır. Bunlar kışın Afrika’ya göçerler. Bu arada flamingoların bir türü de Türkiye’de bulunur. Flamingolar koyu kırmızı yahut alev renginde olur, pembe veya beyaz tüylü olanları da vardır. Kanatları ve kanat uçları çoğu zaman siyah olur. Flamingo uçarken uzun boynunu öne, ayaklarını ise arkaya doğru uzatır. Özellikle yüksekten uçar, suda yüzer; dinlenirken tek ayak üzerinde durur. Sergiledikleri sahneler film karesi gibi seyretmeye doyamazsınız. Bu güzel kareleri desen olarak basılmış görebileceğiniz gerek duvar kağıtları gerek yastıklar gerek döşemelikler ve perdeleriniz de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yaratıcı tasarımlarla üretilen tek flamingodan, grup flamingo görsellerinin yanı sıra çift flamingo romantizminin olduğu duvar kağıdı, döşemelikler, perdelerinin olduğu mekanınıza flamingo boyutunda biblolara da yer verebilirsiniz.

Flamingolar büyük topluluklar halinde bir arada yaşarlar. Tropikal güneş altında pırıldayan tüyleriyle, yüzlerce flamingoyu bir arada da görmek için seyretmeye doyamayacağınız bu kareleri ölümsüzleştirmelisiniz ! Bu kuşlara, Portekizcede “alev” anlamına gelen “flama” dan ötürü bu isim verilmiştir. Burada flamingo sürüleri ile aranızda birkaç metrelik bir mesafe bulunur ve doğadan renklerle uyum içindedirler! Yavru flamingolar beyaz renkli tüylere sahipken, yetişkin flamingolar ise pembeden kiremit rengine uzanan bir yelpazeye sahiptirler. Doğayla uyum içinde olan flamingoları misafir etmeden önce bu detayları ve renk paletiyle uyum içinde olarak, flamingolarla birlikte evinizde mutlu olmanız için bilmenizde fayda var!

Flamingolarla ya da flamingo olmadan her anınızın mutlu olacağı bir yaz dileriz!

SAIL TO BOAT DESIGNS IN THIS SUMMER!

BU YAZ TEKNE TASARIMLARA YELKEN AÇIN!

Yazı sıcağını hissettiğimiz şu günlerde lüks yaşam’dan seçtiğimiz farklı markalara ait yat tasarımlarından, farklı tasarım kesitlerini sizler için araştırdık. Bu yazıyı yazmamıza neden Mercedes markasının da diğer markalar gibi ürettikleri otomobillerin dışında tekne, motor üreteceğini açıklaması ile ‘yelken açmayan’ lüks otomobilcinin de kalmaması oldu. En önemlisi dünyaca ünlü lüks markaların yer aldığı bu alanda biz tasarımcıların her detayı, tasarımı yarattığını biliyor olması. Lüks yaşamda yer alan bu isimlerin tasarımları her tasarımcı gibi bizim de takibimizde. Sizinde yat tasarımları ilginizi çekiyorsa yazımız sizler için. Bu yaz ünlü markalardan Mercedes’in cigarette boat ve motor yatlar serisinden bazı modellerinin yanı sıra Porche’ın iç-dış tasarımlarını öncelikle mercek altına yatırdık. Mercedes ve Porsche’in yanısıra Rolls Royce, Maserati teknelere tasarım ve motor desteği verdikleri dünyanın en özel yatlarının malzemelerinin geri dönüştürülebiliyor olması yazımızın diğer marka kahramanları olmasına neden oldu. Bu özellik bu markaların neden exclusive olduğuna da en iyi açıklamayı getiriyor. Maserati, Rollsroys, Porche, Mercedes önemli markalar. Tasarladıkları yatların ileri teknik özelliklerinin yanı sıra iç tasarımları tahmin ettiğiniz gibi öncelikle detaylara ve kaliteye dikkat çekiyor.

Neden bu markaları seçtiniz diye soracak olursanız cevabı ise klasik, şık ve zamansız olmalarının yanı sıra spor görünümleri ve minimal çizgileriyle oldukça yalın ve az çoktur özelliğini vurguluyor olmaları. Tabii ki bu markaların dışında da gerek teknik özellikleriyle gerek iç ve dış tasarımlarımları ile çok etkileyici markalar mevcut. Bu nedenlerden ötürü tasarımları ile bizleri cezbeden bu markalara kısaca göz atalım istedik.

Dünyanın önde gelen lüks markaları çeşitli nedenlerle güç birliğine gidip ortak ürün ve hizmetlere adım atıyor. Çok özel ve sınırlı koleksiyonları satışa sunarak müşterileri için fark atmayı amaçlıyor. Lüks otomobil şirketleri de çok sık olmasa da bu tür işbirlikleri içine giriyor. Ancak söz konusu deniz olduğunda çoğunun ‘yelkenleri suya indirdiğini’ görüyoruz. Zira, dünyanın önde gelen lüks otomobil üreticileri birer birer özel tekneler üretmeye başladı. Bu zincire en son eklenen Mercedes Benz oldu. Mercedes-Benz, yatları Granturismo ile Silver Arrows Marine’i . 14 metre uzunluğundaki yat, ünlü tasarımcılar Martin Francis ve Tommaso Spadolini imzası taşıyor. Rolls Royce’un lüks yatında garaj bile var. Fransız tasarım şirketi Sylvain Viau Design da ise 69 metre uzunluğundaki yat yükset hızlı sürat tekneleri sınıfında sayılmasının yanı sıra isteğe göre 2 adet yada 4 adet denizaltı yat da yer alabilecek arka bölümüne helikopter yerleştirmek yatın sahibinin tercihi olabilecek. Buda gösteriyor ki yat tasarımında lüksün sınırı yok.

Dünyaca ünlü yat tasarım şirketi Strand Craft ile Rolls Royce işbirliğinden ortaya çıkan süper tasarımda 28 metrelik teknenin birçok özelliği var ama en ilgi çekici yanı otomobil garajının da olması. Yumuşak ve modern hatlara sahip bu özel tasarım suya indiğinde Rolls Royce motorları sayesinde 55 knot maksimum hıza sahip olması bekleniyor. Bu mega yatın öne çıkan kargosu otomobil olsa da satın aldığınızda yatla birlikte yine Rolls Royce motorlu son derece şık bir tender’ın da geldiğini belirtelim.Porsche Design gerek otomobil, gerek saat ya da aksesuar alanında birçok özel tasarıma imza atmış bir marka. ABD’li yat firması Fear less için tasarladığı muhteşem motor yatın ardından şimdi de Singapurlu Royal Falcon Fleet ile anlaşarak 40 metrelik katamaran’lar üretiyor. Gövdesi tamamlanan katamaran da Fearless gibi Porsche’nin karakteristik çizgilerini taşıyor.

Seçiminiz hangisi olursa olsun ister yelkenli ister yelkensiz bu yaz yelkenleri suya indirin! ve yazın keyfini çıkarın. Herkese gönlünce bir yaz diliyoruz…Sevgilerimizle,

THE BEST HOTEL DESIGNS

EN İYİ OTEL TASARIMLARI

1)Katamama

Mimar: Andra Matin

Yer: Endonezya, Bali

Proje Yılı: 2015

PTT ailesi tarafından kurulan  otel Endonezya Bali de Potato Head  Beach Club’ın arkasında yer almaktadır. Hotel Endonezyalı ünlü mimar Andra Matin tarafından tasarlanmıştır. Hotelin iç mimari tasarımını Ronald Akili, PPT ailesi ceosu ve PTT ailesinin tasarım ekibi beraber yapmıştır.

Katamama’nın lobi tasarımı, havuz manzarası ve doğal manzarayı bütün kullanıcılar eşit olarak yararlanacak şekilde tasarlanmıştır.

Katamama hotelinin iç mekan konsepti Bali’deki geleneksel malzemelerle çağdaş bir tasarım yaratmak olarak belirlenmiştir.  İç mekan tasarımda Bali’deki yaşam tarzından ve adanın doğal güzelliğini yansıtan geleneksel malzemelerden yararlanılmıştır. Adanın sahip olduğu bitkiler iç mekanlarda da kullanılarak dış mekan ve iç mekan birlikteliği sağlanmıştır.

2) NH Hotel

Mimar: atelier d’architecture King Kong

Yer: Blagnac, Fransa

Proje Yılı: 2016

King Kong tasarım atölyesi tarafından Fransa’da Toulouse Blagnac havaalanı için tasarlanan NH otel, tasarım ofisi tarafından tanıldı. Davetkar ve sıcak atmosferi ile dikkat çeken hotel aynı zamanda modern tasarımıyla da ilgi odağı olmuştur.

Yapı 150 otel odası, iş merkezi, restoran ve fitness merkezinden oluşmaktadır. Yapının  kotlarında bar, restoran ve teras mekanları bulunmaktadır.

Yapının dış cephe tasarımda; monotonluğu kırmak adına dikey sürekliliği olan asimetrik çizgiler kullanılmıştır. Dış cephe renklerinde  siyah beyaz tercih edilmiştir; bunun sebebi zaten hareketli olan cephe tasarında renk kullanılarak daha karışık hale gelmesini engellemek olarak belirtilmiştir.

3) Carlota Hotel

Mimari Ekip: JSa

Yer: DF, Meksika

Proje Yılı: 2015

Proje şuan ki kullanımından uzak olarak bir arkeoloji yapısı olarak tasarlanmıştır. Uzun ince bir iz şeklindeki havuzu, avluya bakan koridorları, betonarme yapısı ile oldukça ilgi çekmektedir. Yapı şuan 36 odalı bir hotel olarak kullanılmaktadır.

Yapının inşa edildiği 80li yıllara ait dış cephe tasarımını modern ve çekici kılmak amacıyla cam ile kaplanmıştır. Hotelin iç mimarisinde ise orijinali kullanılmıştır.

DRIVE YOUR HOUSE TO NEAR SEASIDE!

YAZIN EVİNİZİ DENİZ KENARINA GETİRİN!

 

Eğer yazın deniz kenarlarına işinizden ötürü sık gidemiyorsanız, deniz kenarında bir eviniz ya da stüdyo daireniz yoksa sizde denizi çok seviyorsanız… Evinizin tasarımını ona göre yapabilirsiniz. Öncelikle bilmeliyiz ki deniz kenarı ev tasarımlarının alt yapısı çoğunlukla beyazdır. Sebebi ise beyazın, denizin ve doğanın ortasında yaşam alanınızla uyum ve ahenk daha kolay sağlamasıdır. Şehir dışında olmanıza rağmen deniz kenarında değilseniz bile bu kural geçerlidir. Şehir içindeyseniz ve evinizin içinde kendinizi deniz kenarında hissetmek istiyorsanız, tabii ki deniz kenarında olmanın keyfi hiç bir şeye değişilmez ancak bu atmosferle mekanınızın enerjisini değiştirebilir enerjinizi yükseltebilirsiniz.

1.) Öncelikle kullanacağınız doğadan objeler, deniz kenarı duvar kağıtları için alt fonda beyazı seçmelisiniz Mekanınıza aydınlık vermek açısından işe ilk karanlık odalarınızdan başlıyabilirsiniz.

deniz 2

2.) Aksesuarlarınızı deniz ile ilgili objelerden seçin, huzur dolu deniz atmosferinin tadını ve keyfini mekanınıza yansıtın!. Deniz renklerinden esinlenerek mobilyalarınızı, kilimlerinizi, halılarınızı, kırlent ve minderlerinizi ona göre seçebilirsiniz. Küçük dokunuşlarla ve farklılıklarla kendi tasarımlarınızı yapabilirsiniz.  Mobilyalarınızı klasik veya modern seçebilirsiniz, ona uygun ya da zıt açık renklerde rahat minderler kullanabilirsiniz.

3) Sadece mekanlarınızın duvarları değil kapılarınızı da deniz resimli duvar kağıtları ile kaplıyabilirsiniz.

deniz 3

Duvarlarda deniz tablolarının yanı sıra duvar kağıtlarını rahatlıkla kullanabilirsiniz, Seçeceğiniz stile uygun mobilyalarınızla, deniz kabukları, dekoratif objeler ve ayna ile tasarımı tamamlamış olursunuz. Denizden ilham alınarak hazırlayacağınız oturma odalarınızda, banyolarınızda, mutfaklarınızda, balkonlarınızda sıcak olduğu kadar serin tonları seçerek ruh halinizi dinlendirebilirsiniz. Özellikle mekanınızın ana konsepti, akvaryum, beyaz, mavi, turkuaz, ahşap, cam, mercan, deniz yıldızı ve küçük tekne ya da deniz resimleri olmalıdır.

deniz 1

Yazlık evlerde rahatlık ve ferahlık ön plandadır. Kışlık evler kadar yoğun ve dolu değildir. Burada sadelik ve rahatlık ön planda olmalıdır. Odanızın büyüklüğüne ve küçüklüğüne, stiline göre mobilya seçimini yapın, köşeli koltuklar her zaman daha az yer kaplar, kanepelerinizi evinizin veya odanızın büyüklüğüne göre alabilirsiniz. Yastıklarınızı mavi beyaz marin tarzda satın alarak alarak koltuklarınıza ve odanıza deniz kenarı atmosferini katarak mekanınız ister şehir dışında olsun ancak deniz kenarında değilse bile deniz kenarı atmosferini yakalayabilirsiniz. Herkese gönlünce güzel sevgi dolu bir yaz dileği ile…

THE BEST RESTAURANT DESIGNS

EN İYİ RESTORAN TASARIMLARI

1)  VAKST RESTORAN

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Genbyg

Proje Alanı: Danimarka

Fotoğraflar: Chris Tonnesen

Danimarka’da yapılan  Väkst restoran tasarımı yapılırken birincik öncelik Nordik tasarım ile birleşecek bir yeşil alan tasarımları yapmak olarak belirlenmiştir. Bu tasarım anlayışından yola çıkarak iç mekanda ve dış mekanda yeşil alanlar yaratmak amaçlanmış, dış mekanda yaratılan yeşil alanlarda canlı, organik bir alan yaratmak hedeflenmiştir.

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

Restaurant Väkst,© Chris Tonnesen

Restorantın kalbini büyük, iki katlı bir seradan oluşmaktadır. Restorant tasarımı yapılırken amaç kullanıcıyı daima yeşil, ferah bir alanın içinde hissettirmek olduğundan her iki kotta da oldukça fazla bitki kullanılmıştır.

Restaurant Väkst,Plan 1

Restorant, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.  İç mekan tasarımda geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak, tasarımda ekonomik olarak tasarruf edilirken aynı zamanda yaratılmak istenen doğal, sade ambiansa da katkı sağlanmıştır.

2) TARTUFO TRATTORIA RESTORAN

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

PROJE KÜNYESİ

Mimar: YOD Tasarım Ofisi

Proje Alanı: Ukrayna

Fotoğraflar: Andrey Bezuglov

Demokratik bir İtalyan restorantı tasarımı olan Tartufo Trattoria, Lviv Alışveriş Merkezi 3.katında yer almaktadır. Restorantın bir alışveriş merkezi içinde yer alması, mekanın tasarımı ister istemez olumsuz yönde etkilemiş, tasarım ofisi tarafından bu algı kırılmak için farklı ve yeni malzemeler kullanmaya özen gösterilmiştir. Mekan içinde kullanılan pirinç, beyaz mermer, meşe gibi malzemeler ile bükülmeler yaratılmış bu sayede şehrin hareketli dokusu mekan içinde kurgulanmıştır.

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

Salonun ortasında bir açık mutfak bulunmaktadır. Böyle bir çözüm şefin yemekleri hazırlarken , kullanıcıların onu izlemesine olanak verir, bu sayede yemek yemek ve hazırlamak eylemleri eğlenceli bir hal almaktadır. Aynı zamanda kuruluşundan bu yana odun ateşinde pizzasıyla ünlü olduğunu için mekannın içinde yanan bir odun sobası bulunmaktadır.

Tartufo Trattoria,© Andrey Bezuglov

 

3)HAY HAY RESTORAN

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Vo Trong Nghia Mimarlar

Proje Alanı: Vietnam

Fotoğraflar: Hiroyuki Oki

Restoran, Da Nang ve Hoi An old şehirleri arasında Da Nang uluslar arası havalanına 16 km mesafede bulunmaktadır. Restorant tasarımı yapılırken amaç modern fakat huzurlu bir tropikal tasarım yapmak olarak belirlenmiştir.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

Restorant binanın sahip olduğu bambu strüktür devam edecek şekilde tasarlanmıştır. Kalabalık Gruplar, bambu kubbe altında birlikte bir aile yemek yemenin keyfini çıkarabilir ya da konik sütunlar yanında yer alan daha özel alanlarda yemek keyfini çıkarabilmektedir.Restoranda ayrıca gökyüzünün altında yemek yemek isteyenler için de açık bir alan sağlamaktadır.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

Restorant tasarımında kullanılan bambular, proje mekanından elde edilmiştir. Bambulara mekan içindeki görselde görülen  bükülme hareketini vermek ve bu şekilde sabitleyebilmek 4 ay sürmüştür.

Hay Hay Restaurant and Bar,© Hiroyuki Oki

4)PLATFORM  MONSANT RESTORAN

PROJE KÜNYESİ

Mimar: Platform-a Tasarım Ofisi

Proje Alanı: Kuzey Kore

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Platform Monsant  Restorant projesi, şehirden uzaklaşmak isteyen sessiz toplulukların yaşadığı, küçük bir yerleşim alanı olan Aeweol, Jeju’de bulunmaktadır. Ada hala volkanik toprak özelliklerini korumaktadır bu sebeple restorantın dış cephesinde yerel malzemeler kullanılarak, proje ve proje alanı arasında uyum sağlamak amaçlanmıştır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Dış cephe tasarımında kullanılan ve geniş yer tutan cam malzemeye karşıt olarak volkanik taş da kullanılmıştır. Tasarımcı ofise göre cam kısımlar geçiciliği sembolize ederken, taş kısımlar somutluğu ifade etmektedir.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Tek katlı yapının çatı terası her yöne açık bir gözlemevi olarak hizmet vermektedir. Teras çatı tasarımı  aynı zamanda yol, ev  ve site arasında görsel süreklilik sağlanmakta ve  tüm yıl boyunca bina yalıtımı yapmaktadır. Teras gündüzleri şeffaf tasarımı ile ışığı yansıtırken, geceleri de yapay ışık tasarımları sayesinde yapıya estetik bir görünüm kazandırmaktadır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn

Yapının iç mekan tasarımda, az insanın sade bir hayat sürdüğü proje alanı göz önünde tutularak sade bir tasarım yapılmıştır. İç mekanda oldukça az ve yalın malzemeler tercih edilmiş; mekanı dolu kılmak değil, boşlukları tasarlamak amaçlanmıştır.

Platform Monsant,© Yoon Joonhawn